Sitede Ara

Tüp Bebek / IVF

Bebek sevincinizi ertelemeyin. Tüp Bebek Merkezimizde deneyimli ekibimiz ve dünya standartlarında teknik donanımımızla hizmetinizdeyiz.

Tüp Bebek Nedir?

Tüp bebek, kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin ilaçlarla olgunlaştırıldıktan sonra özel iğneler yardımıyla vücut dışına alınarak erkek spermiyle laboratuvar ortamında döllenmesi ve gelişen embriyo veya embriyoların rahim içerisine yerleştirilmesidir.

Tüp Bebek Kimlere Uygulanır?

Tüp bebek kadına, erkeğe veya bazen her ikisine bağlı nedenlerle çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan bir tedavi yöntemidir. Tüp bebek tedavisinin uygulanacağı durumları şöyle sıralayabiliriz; 

  • Rahim filminde tüplerde tıkanıklık varsa veya her iki tüpü ameliyatla alındı ise
  • Erkekte azospermi (menide hiç sperm bulunmaması) veya oligospermi (sperm sayısının az olması) durumunda
  • Azalmış yumurtalık rezervi olan kadınlarda
  • Endometrioması (çikolata kisti) var ise
  • Kanser hastalarında kemoterapi/radyoterapi öncesinde üreme fonksiyonlarının korunması için tüp bebek tedavisi uygulanabilir.

Neden Bizi Seçmelisiniz?

Tüp Bebek Merkezimiz infertilite üzerine uzman ve tecrübeli kadın doğum kadrosu, tüp bebek alanındaki gelişmeleri yakından takip eden deneyimli laboratuvar ekibi, son teknoloji ile donatılmış embriyoloji laboratuvarı ve hasta odaklı yaklaşımla hizmet vermektedir. Tıbbi ekipmanlarımızı ve tedavi protokollerimizi dünyadaki gelişmelere uygun olarak sık sık güncelleyerek tüp bebek uygulamalarını yüksek başarı oranıyla gerçekleştiriyoruz. 

Kısırlık (Infertilite) Nedir? Açıklanamayan Kısırlık Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Bir yıl boyunca korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebe kalamama durumuna kısırlık (infertilite ) denir. Yapılan testlerin ardından (spermiogram, yumurta rezerv testleri, rahim filmi) kısırlık nedeninin bulunamaması durumuna açıklanamayan infertilite (kısırlık) denmektedir. İnfertil çiftlerin yaklaşık %20-30’unda kısırlığa yol açan herhangi bir neden saptanamamaktadır. Yumurta kalitesindeki problemler, döllenme problemleri ve embriyo gelişimindeki problemler altta yatan neden olarak tüp bebek tedavisi sırasında daha sonra ortaya çıkabilmektedir. İlk basamak tedavide yumurtlama tedavisi (ovulasyon indüksiyonu) ve aşılama (intrauterin inseminasyon) önerilir. İleri yaş (38 yaş üstü) ve uzun evlilik süresi olanlarda ve ilk basamak tedavi ile gebelik elde edilemeyenlerde tüp bebek tedavisine geçilmelidir.

İstmosel Nedir? Kısırlığa Neden Olur mu?

İstmosel (sezaryen skar defekti) sezaryen kesi yerinin tam olarak iyileşmemesi nedeniyle sezaryen kesi yerinde kese şeklinde boşluk oluşması olarak tanımlanır. Rahim duvarı bu alanda incedir ve kese içerisinde adet ile atılması gereken kan birikmektedir. Son yıllarda sezaryen ile doğum yapan hasta sayısının artması ile klinikte sıkça karşılaşılmaktadır. Sezaryen ile doğum yapan hastaların %20-80’inde görülebilmektedir ancak her hastada şikâyete neden olmamaktadır. En sık görülen şikayet adet sonrası görülen düzensiz kanamadır. Bunun dışında yoğun adet kanaması, sancılı adet görme, sezaryen skar gebeliği (sezaryen kesi yerine yerleşen dış gebelik) riskinde artış görülebilmektedir. İstmoseli olan hastaların bir kısmında ise kısırlık görülmektedir. Sezaryen kesi yerindeki kese şeklinde boşlukta biriken kanın rahim içerisine geri kaçmasıyla rahim duvarında iltihabi bir oluşum gerçekleşmekte bu da embriyonun tutunmasını engellemektedir. Diğer bir taraftan, rahim ağzı kanalında sürekli bulunan kanın spermin geçisine engel olarak kısırlığa neden olabildiği düşünülmektedir. İstmosel tanısı en sık ultrason ile konulmaktadır. Tedavi hastanın şikayetine, sağlam rahim duvarının kalınlığına ve buradaki defektin büyüklüğüne göre planlanmaktadır. Tedavide histeroskopi veya laparoskopi (kapalı ameliyat) yöntemi ile yapılabilir.

Endometrioma Nedir? Belirtileri Nelerdir? Kısırlık Nedeni midir?

Rahim içini döşeyen endometrium tabakasının rahim dışı organlara yerleşmesi olan endometriosis kronik bir hastalıktır. Üreme çağındaki kadınların onda birinde görülen bu kronik hastalık iki önemli sıkıntı yaratır: Ağrı ve kısırlık. Hiçbir belirti vermeyen ve gebe kalmayı etkilemeyen çikolata kistleri de görülebilmektedir. Kısırlığa şu durumlar da yol açabilir;

  • Tüplerde yapışıklık olması ve tüp ve yumurtalık arasında anatomik ilişkinin bozulması,
  • Tekrarlanan cerrahi yapılarak kistin kendisinin de yumurtalık rezervini azaltmasıyla gebelik şansının azaltılması,
  • 35 yaş üstü, yumurtalık rezervi düşük ve tüplerde tıkanıklık olan hastalar yardımla üreme tekniklerine yönlendirilmelidir.

 

Azospermi

Azospermi menide hiç sperm bulunmaması durumudur. Her yüz erkekten birinde rastlanan azospermi infertil (çocuk sahibi olma sorunu yaşayan) erkeklerin %10-15'inde görülür.
Azospermi testiste sperm üretim bozukluğuna bağlı, testisten spermin çıkışını sağlayan kanalların tıkanıklığına bağlı veya hipofizer hormon salgısındaki azlığa bağlı olmak üzere farklı sebeplerden kaynaklanır. En sık görülen nedeni testiste sperm üretim bozukluğuna bağlı nedenlerdir. Bunları (testisin gelişmemesi-anorşi,inmemiş testis, kromozom bozuklukları, yaralanmalar, cerrahi müdahaleler, testis tümörü, testis torsiyonu (testisin kendi etrafinda dönerek kan akımının kesilmesi), kabakulak hastalığına bağlı testisin iltihaplanması, toksik maddeler (kemoterapi), radyasyona maruz kalma (radyoterapi) olarak söyleyebiliriz.

Eğer tıkanıklığa bağlı azospermi tespit edilmişse, kanallardaki tıkanıklık cerrahi operasyonla açılarak spermin dışarı çıkması sağlanır. Sperm ileten kanalın tıkalı olduğunun bilindiği kişilerde sperm üretimi vardır; ancak dışarı iletilemiyordur. Bu hastalarda tesa, pesa gibi iğne aspirasyon yöntemleri ile sperm elde edilebilir. Pesa; epididimden iğne ile sperm çekilmesi işlemidir. Tesa ise testislerden iğne ile sperm çekilmesi uygulamasıdır. Tesa işlemi daha yaygın uygulanmaktadır. Tesa işlemi sadece tıkayıcı azoospermisi olan olgularda değil, menide sperm olan ancak testis spermi kullanılması tercih edilen olgularda da da uygulanabilir.Tesanın; uygulandığı durumlar şunlardir: Tıkanıklığa bağlı azoospermi teşhisi konulan olgular olduğu gibi aynı zamanda retrograd ejakülasyon ve spermi dışarı gelmeyen (aspermi) olgular, meni spermi ile düşük döllenme oranı izlenen olgular, menide hareketsiz ve düşük canlılık izlenen spermlerin varlığı gibi durumlarda da tesa işlemi uygulanabilir. Üretim bozukluğuna bağlı azospermi durumunda, tüp bebek tedavisi için açık cerrahi yöntemiyle operasyon mikroskop altında büyütme ile dokular daha iyi görünür hale getirilerek sperm elde edilmeye çalışır. Bu işleme mikro tese adı verilir.

Erkeklerde Infertilite (kısırlık) Nasıl Tedavi Edilir?

İnfertilite (kısırlık) bir yıllık korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmamasıdır. Buna %50-%60 oranında erkek kaynaklı nedenler yol açmaktadır. Sperm analizi hastanın durumuna yönelik bilgi sahibi olunmasında önemlidir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda tedaviye yönelik planlama yapılabilmektedir.

Tüp Bebek Tedavisi Öncesi Neler Yapılmalı?

Kısırlık nedeniyle kliniğe başvuran çiftlerden ilk görüşmede çiftlerin detaylı öyküsü alınır. Ardından anne adayına jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılır. Bu muayeneyi ile anne adayının yumurtalık rezervi, rahimi ve rahim ağzı değerlendirilir.  Kısırlığın sebeplerini ortaya koyabilmek için gerekli testler konusunda bilgi verilir. Anne adayının rahim filmi istenir. Baba adayından spermiogram (semen analizi) istenir. Tüm bu testler ile amaç kısırlık nedenlerini belirlemektir. 
Aşağıdaki durumların varlığında çiftlere tüp bebek tedavisi önerilir: 

  • Tüp tıkanıklığı (geçirilmiş ameliyatlara, yumurtalık iltihabına bağlı olarak tüpler tıkalı ise ya da geçirilmiş dış gebelik nedeniyle tüp alınmış veya ilaç ile tedavi edilmişse de tıkanmışsa) 
  • Yumurta rezervi azalmışsa 
  • Endometriozis
  • Daha önceki standart tedaviler ile gebelik elde edilemediyse
  • Erkekte azospermi (hiç sperm olmaması) veya şiddetli oligoastenoteratazoospermi (total ileri hareketli sperm sayısı 5 milyonun altında ise)
  • Eşlerden herhangi birinde talasemi (akdeniz anemisi), kistik fibrozis ya da hemofili gibi genetik geçişli hastalık olması durumunda
  • Hepatit ve HIV gibi bulaşıcı hastalıklardan eşi korumak için
  • Kanser tedavisi öncesinde 

Tüp bebek tedavisine başlayacak olan çiftlerden istenecek tetkikler:

Kadın

  • HbsAg
  • Anti-HCV
  • Anti-HIV
  • TSH
  • Prolaktin
  • Serum AMH düzeyi 
  • Rubella IgG
  • Hemogram ve kan grubu

Erkek

  • HbsAg
  • Anti-HCV
  • Anti-HIV



Tüp bebek tedavisine başlarken, çiftler için en uygun olan tedavi şekli belirlenir. Böylelikle, tüp bebek tedavisinde kişiye özel tedaviler sonucu başarı şansı yani gebelik elde etme oranları artmaktadır. Tüp bebek tedavisine anne adayının, mensinin ikinci veya üçüncü günü başlanılmakta ve tedavi süresi hastaya göre değişmekle birlikte yaklaşık olarak 2-2.5 hafta sürmektedir. 

Tüp Bebek Nasıl Yapılır? Tedavi Kaç Gün Sürer? Kaç Yumurta Toplanır? Aşamaları Nelerdir?  

Tüp bebek tedavisi 5 aşamadan oluşmaktadır.
 
1.    Yumurtalıkların uyarılması 
2.    Yumurta toplama işlemi (OPU)
3.    Laboratuvar ortamında döllenme (fertilizasyon)
4.    Embriyo kültürü
5.    Embriyo transferi (ET)

Yumurtalıkların Uyarılması

Adetin 2’nci veya 3’üncü günü ultrason yapıldıktan sonra hormon testleri istenir. Ultrason ve kan testi uygun ise yumurtalıklardan çok sayıda yumurta elde etmek için hormon iğnelerine başlanır. Genellikle yumurtaların hormon iğneleri ile uyarılma süresi 8 ila 14 gün arası sürmekle birlikte ortalama 10-12 gündür. Bu süre içinde hasta 2-3 kez hastaneye kontrol için hasta çağrılır, ultrason yapılır ve gerekirse kanda hormon seviyesi kontrol edilir. Folikül boyutu (içinde yumurta bulunan küçük kesecikler) 18-20 mm ve yeterli sayıya ulaşınca yumurtaların olgunlaşması için çatlatma iğnesi yapılması gerekir.

Yumurta Toplama

Yumurta toplama (opu) işlemi çatlatma iğnesinden 35-36 saat sonra yapılır. Toplama işlemi sırasında anestezi uygulanır. Genellikle kolay ve ciddi ağrıya neden olmayan bir işlemdir. Vajinal ultrasonografi probuna ilave edilmiş bir OPU iğnesi ile vajen duvarından geçilerek yumurtalıklar içinde bulunan folliküller toplanır ve steril bir tüp içerisinde embriyoloji laboratuvarına gönderilir. Bu işlem toplanacak yumurta sayısına göre değişmekle beraber yaklaşık 15- 20 dakika sürer. İşlem günü hafif karın ağrısı ve hassasiyet olabilir. Toplanan yumurta sayısı fazla ise karında dolgunluk hissi ve ağrı birkaç gün sürebilir.

Laboratuvar Ortamında Döllenme

Yumurta toplama işleminden yaklaşık 2 ila 3 saat sonra toplanan yumurtaların olgun olup olmadığı mikroskop altında değerlendirilir. Aynı gün erkekten mastürbasyon yoluyla alınmış semen örneğinden özel yıkama ve hazırlama teknikleriyle elde edilen spermlerle döllenme işlemi geçekleştirilir. Bazı sperm elde edilemeyen olgularda (testislerden veya epididimden) cerrahi işlem ile sperm elde edilebilir. ICSI (intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu) 200 ila 400 kat büyütme altında, spermin yumurtanın içine enjekte edilmesi işlemidir. İşlem bittikten sonra yumurtaların 18 ila 20 saat sonra döllenme kontrolü yapılır. Mikroenjeksiyon yüksek oranda döllenme sağladığından günümüzde birçok merkez tarafından rutin olarak uygulanmaktadır.

Embriyo Kültürü

IVF uygulamalarında en önemli basamaklardan biri laboratuvar şartlarında embriyo gelişiminin sağlanmasıdır. Döllenme sağlandıktan sonra embriyo gelişimi takip edilerek uygun olan günde transfer işlemi gerçekleştirilir. Transfer günleri, kadından elde edilen yumurta sayısına, gelişmekte olan embriyo kalitesine göre değişim göstermektedir. 5. gün (blastosist) transferi sıklıkla uygulanmakla birlikte embriyo gelişimine göre 3’üncü gün veya 4’üncü gün transferleri de yapılabilir.

Embriyo Transferi

Embriyo transferi IVF işleminin son basamağı olan önemli bir işlemdir. Ağrısız bir işlemdir anestezi gerektirmez. Embriyo transferi öncesi çiftlere transfer edilecek embriyonun kalitesi ve son durumu hakkında bilgilendirme yapılır. Transfer işlemi embriyonun rahim içine en uygun yere transfer edilmesi için dolu mesane (idrar torbası) ve ultrasonografi eşliğinde yapılır. Embriyolog tarafından bir kateter içinde getirilen embriyo, transferi yapacak doktor tarafından rahmin üst kısmının yaklaşık 1cm aşağısına bırakılır ve kateter çıkarılır. Transferden sonra yarım saatlik dinlenme yeterlidir. Daha uzun süreli yatak istirahatinin gebelik şansını arttırıcı etkisi olmadığı saptanmıştır.

   


Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıkları Nedir?

40 Yaş altı hastalarda taze veya dondurulmuş en az üç siklusta ve toplamda en az 4 adet iyi kalite embriyo verilmesine rağmen gebelik ile sonuçlanmayan vakalar da tekrarlayan tüp bebek başarısızlığın dan bahsedilir. Başarılı tutunma iki ana oyuncuyu(bir ev sahibi olarak anne ve embriyo) içeren karmaşık bir süreçtir. Anormal uterus anatomisi, nonreseptiv endometrium, annenin tıbbi durumu gibi faktörler endometrıum ve embriyo arasındaki ilişkiyi olumsuz etkiler. Embriyodan kaynaklanan faktörler ise paternal sperm faktörleründen, oositten ve normal olarak döllenme ve bölünme yeteneğinden kaynaklanabilir.

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlığı Olan Çiftlere Hangi Testler Yapılmalıdır?

Anatomik Nedenleri Araştırmak İçin Testler Yapılmalı

Bu vakalara 3 boyutlu ultrasonografi yapılmalı ve Histerosalpingografi (HSG; rahim filmi) çekilmeli, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları olan vakaların %10-50 kadarında rahim anormallikleri tespit edilmiştir. Rahimin doğuştan olan anormallikleri, rahim iç bütünlüğünü bozan, uterin septum ,myom,endometrial polip ve rahim içi yapışıklıklar araştırılmalıdır. Ayrıca tüpün ucunun kapanıp içinin sıvı dolu olarak şişmesi (Hidrosalpenx) . IVF gebeliklerinde canlı doğum oranlarında %50 ve üzerinde azalmaya neden olduğu bilinmektedir.

Endometriumun Değerlendirilmesi

Embriyo tutunması için alıcı bir endometrium önemlidir. Endometriyumun kalınlığının ve görünümünün ultrason muayenesi ile değerlendirilmesi başarılı tutunma için gereklidir. Endometriyal kalınlığın en az 6–8 mm olması gerekir. İnce, yanıtsız endometriyumun tedavisi zordur. Embriyo transferindeki güçlükler de tutunma oranlarını azaltabilmektedirler. Tüm yardımcı üreme tedavi sikluslarında embryo transferi mümkün olduğunca kolay ve rahmi uyarmadan gerçekleştirilmelidir.

Embriyo Kalitesinin Değerlendirilmesi

Sperm ve yumurta kalitesi embriyo kalitesini etkileyerek tutunma şansını azaltabilir.

Genetik Nedenlerin Araştırılması

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları olan vakalarda kromozomal anormalliklerin arttığı görülmüştür. Bu nedenle anne ve babaya ait kromozom bozuklukları araştırmak için, periferik kandan kromozom analizi yapılmalıdır. Anne veya babada eşlik eden kromozomal bozukluklar embriyo kalitesini etkiler.

Sperm Faktörü

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığının nedenlerinin araştırılması esnasında spermin bazı gelişmiş morfolojik analizleri yapılabilir, özel sperm seçim yöntemleri denenebilir, çünkü sperm hücresinin normal ve sağlıklı embriyoların üretimine katkısı çok önemlidir. Tekrarlayan düşük ve tekrarlayan implantasyon başarısızlıkları vakalarında T helper 1/T helper 2 (yardımcı bağışıklık sistemi hücreleri) oranının doğurgan çiftlere göre yüksek olduğu bildirilmiştir. Bazı çalışmalarda natural killer (doğal öldürücü hücreler ) hücrelerinin arttığı saptanmakla beraber bu bulgu tam olarak kanıtlanamamıştır. implantasyonun gerçekleşmemesinde immünolojik faktörlerin rol oynayabileceği görüşü steroid kullanımı, intravenöz immünoglobulin (IVIG) uygulaması, intravenöz lipid infüzyonu, doğurganlık aşısı ve allojenik lenfosit terapisi gibi bilimsel çalışmalarda bahsedilen uygulamaların denenmesine neden olmuştur. Ancak bu tedavilerin faydaları henüz kanıtlanamamıştır.



Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme

Tüp bebek tedavisinde anne ve baba adaylarının sağlıklı beslenmesi tedavi sürecine olumlu anlamda katkı sağlamaktadır. Anne ve baba adaylarının sağlıklı bir kiloda olması gebelik şansını artıran bir faktördür. Akdeniz tipi beslenme özellikle 35 yaşın altındaki kadınlarda tüp bebek başarısını artırmaktadır. Akdeniz tipi beslenme taze sebze ve meyveleri bolca tüketin. Tavuk, balık gibi protinler seçilmelidir. Baklagiller beslenmeye eklenmeli, yağ oranı azaltılmış süt ürünlerini tercih edilmelidir. Kırmızı et, şeker, işlenmiş gıdalardan ve tatlandırıcılardan uzak durulmalıdır. Bir diğer önemli husus ise sigara alışkanlığının bırakılmasıdır. Sigara içen kadınlarda gebelik şansı daha düşüktür. Bununla birlikte çay ve kahve tüketimini de günde en fazla iki fincan olacak şekilde kısıtlamak yararlı olacaktır.

Tüp Bebekte Başarıyı Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Başarıyı etkileyen en önemli faktör kadının yaşıdır.43 yaşından sonra gebelik oranı %4-5 civarındadır. Diğer bir faktör kadının yumurta rezervidir. Tüp bebekte 4 ila 15 arasında yumurta elde edilmesi başarıyı olumlu etkiler. Üçüncü en önemli faktör ise iyi kalitede sperm olmasıdır. Kadının tüplerinin içinde sıvı olması (hidrosalpenks) başarıyı %20-50 azaltmaktadır. Rahim içinde myom, polip ve yapışıklıklar bulunması başarıyı düşürür.Aşırı kilo,sigara,aşırı kahve tüketimi de başarıyı olumsuz yönde etkiler.

AMH Testi Nedir?

Overlerde gelişmekte olan 2-10 mm antral folliküllerdeki (içinde yumurtaların ve onu çevreleyen hücrelerin olduğu sıvı dolu kesecikler) granüloza hücrelerinden salgılanan bir protein hormondur. Anti Müllerian Hormon (AMH) günümüzde yumurtalık rezervi hakkında bilgi veren en önemli kan testidir. Eskiden kullandığımız testlere göre daha değerlidir.  AMH testinin seviyesi, ay ay farklılık göstermez, serum AMH’nın Menstrüel siklus boyunca değişkenliği yoktur, Adetin herhangi bir günü ölçülebilir. 

Düşük Yumurtalık Rezervi (AMH Düşüklüğü) Nedir?

AMH değeri 1 ng/ml altında ise bu yumurtalık rezervinin azaldığının göstergesidir.

  • Yüksek(AMH>4 ng/ml)
  • Normal(AMH1,5-4ng/ml)
  • Düşük(AMH<1,5ng/ml)
  • Çok düşük (AMH < 0,5 ng/ml)

Düşük yumurta rezervi (düşük over rezerv), bir kadının yumurtalıklarında bulunan yumurtaların (foliküllerin) sayısının azalmış olmasıdır. Yumurtalık rezerv düşüklüğü nedenleri arasında en önemli faktör, kadının yaşıdır. Yaş arttıkça rezerv azalmaktadır. Özellikle 35 yaşından sonra folikül sayısı ve kalitesi hızla azalır. Kimi vakalarda kadın yaşı genç olsa da yaşıtlarına göre az sayıda yumurtaya rastlanır. Bu vakalarda rezerv azlığına sebep olan faktörün kaliteyi de azaltmış olabileceğinin üzerinde durulmaktadır.

Yumurtalık Rezerv Testi Kimlere (AMH) Yapılmalıdır?

  • İleri kadın yaşı (35 yaş ve üzeri)
  • Geçirilmiş over cerrahisi, frozen pelvis olanlar
  • Tek over olanlar
  • Sigara kullananlar
  • Ailede erken menopoz öyküsü bulunanlar
  • Otoimmün hastalık
  • Endometriozis hastalığı 
  • Kemoterapi, radyoterapi
  • Şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi sistemik hastalıklar


Kandaki Hormon Düzeyleri Bize Ne Söylüyor?

AMH (Anti Müllerien Hormon)

Yumurtalıklarda bulunan 2-6 mm arasındaki folliküllerden salgılanan bir hormondur. Testi yapmak için adetin herhangi özel bir dönemi yoktur, adet döngüsünün herhangi bir gününde alınan kandan bakılan bir testtir. Anti Müllerian Hormon (AMH) günümüzde yumurtalık rezervi hakkında bilgi veren en önemli kan testidir. 1.1 ng/ml altındaki AMH değeri yumurtalık rezervinin azaldığını göstermektedir.

FSH (Follikül Stimüle Edici Hormon)

Adet döngüsünün 2. veya 3. gününde ölçülen FSH düzeyi yumurtalık rezervinin bir ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Yüksek değerler (> 12 IU / L) yumurtalık rezervinin azaldığını gösterir. Bununla birlikte, gebe kalma şansının ileri düzeyde azaldığı anlamına gelmez. Bazal FSH değeri, aydan aya değişiklik gösterebilir. FSH değerinin 20 > IU / L) üzerinde olması gebelik şansının azaldığının göstergesi sayılır.

E2 (Estradiol)

E2 seviyesi adet döngüsünün 2.-3. günlerinde sıklıkla 50 pg/mL’nin altındadır. Over rezervi azalmış kadınlarda erken folliküler fazda yüksek E2 değerleri (60-80 pg/mL’nin üstü) hızlanmış yumurta gelişimini göstermektedir.

LH Lüteinleştirici Hormon

Adet döneminin ortasında yükselişe geçerek yumurtlamayı sağlayan LH hormonu, aynı zamanda yumurtayı çatlatan esas hormondur. Oranı (FSH/LH) adet döneminin başlangıcında normalde birden büyüktür. LH/FSH oranının 2,5’tan büyük olması polikistik over sendromu şüphesi uyandırabilmektedir. Ayrıca Menopoz ve menapoz dönemine girişte LH hormon değerleri yüksek olarak ölçülür.

Prolaktin

Hipofiz bezi tarafından salgılanan bu hormon, kadınlarda süt üretimini sağlamaktadır. Sadece süt salgılanmasından değil aynı zamanda üreme ve adet döngüsü gibi fonksiyonlardan da sorumludur, kadınlarda yaklaşık olarak 15 ile 25 µg/L seviyesinde olması gerekir. Prolaktin hormonunun yüksek seviyelerde olması yumurtlamayı engellemektedir. Bu sebeple hamile kalmak normal şartlara göre zorlaşmaktadır.

TSH (Tiroit Stimülan Hormonu)

Tiroid hormon testi Tiroid bezinin fonksiyonlarının değerlendirilmesi amacıyla, tiroid bezinden üretilen triiyodotironin (T3) ve tiroksin (T4) hormonlarıyla, tiroid bezinin uyarılmasından sorumlu hipofiz bezi kaynaklı (TSH) ölçülmesi dir. Tiroit bezi normalden fazla çalıştığında hipertroidi, normalden az çalıştığında hipotiroidi varlığından söz edilebilir. Testosteron: Normal koşullarda erkeklik hormonu olarak adlandırılan bu hormon kadınlar tarafından da düşük miktarda yumurtalık sayesinde üretilmektedir. polikistik over sendromu olan aşırı tüylenme ve adet düzensizliği olan kadınlarda yüksek görülebilir.

DHEAS (Dehidroepiandrosteron Sülfat)

DHEA-S, erkeklerde ve kadınlarda esas olarak böbreküstü bezinden salgılanır. Polikistik over sendromunda, tüylenme artışı olan kadınlarda ve böbrek üstü bezlerinde sorun olduğunda artabilmektedir.



Gebelik Testi Nasıl Yapılır?

Gebelik testi, hamileliğin başlangıcı ile vücutta artmaya başlayan Beta-HCG hormonunun kanda veya idrardaki miktarının ölçülmesi ile gebeliği saptamaya yarayan testtir. Bu hormon genellikle gebelikle ilişkilendirilmiş olmasına karşın aslında bazı diğer hastalıklar nedeniyle de artabilen bir hormondur. Koldan alınan tek tüp kanla yapılan testin sonuçları genellikle aynı gün içerisinde alınabilir. Kanda gebelik testi doğrudan kandaki Beta-HCG düzeyini ölçmesi nedeniyle daha güvenilirdir. Normal şartlarda hamile olmayan sağlıklı kadınlarda Beta-HCG hormonu düzeyi 0-10 mIU/mL aralığındadır. Gebeliğin başlangıcı ile birlikte bu hormonun düzeyi hızla artmaya başlar Gebelik şüphesi bulunan kişilerin birçoğunun ilk tercihi olan idrarda gebelik testleri, bir miktar idrarın kitin üzerine damlatılması ile gerçekleştirilir. Test kiti, idrardaki Beta-HCG düzeyini ölçerek tek çizgi (negatif) veya çift çizgi (pozitif) şeklinde sonuç verir. İdrar testlerinin güvenilirlik oranı her ne kadar yüksek olsa da test kitleri bazen yanlış sonuç verebildiğinden kesin sonuç için kan testlerine başvurulmasında fayda vardır.

Ultrason

Ultrason, insan kulağının anlayamayacağı nitelikte yüksek frekansa sahip olan bir tür ses titreşimidir. Ultrasonda; X ışınlarının verildiği röntgenin içerdiği zararlı ışınlar kullanılmadığı için ultrason neredeyse tüm rahatsızlıkların görüntülenmesinde rahatlıkla kullanılabilmektedir. Modern tıbbın vazgeçemediği görüntüleme yöntemlerinden olan ultrasonografi ile üreme organları, rahim ve yumurtalıkların yapısı değerlendirilir. Rahmin görünüşünde herhangi bir anomali (çift rahim, polip, rahim içinde yapışıklık, myom, rahim içinde perde gibi) , Yumurtalıkların yapısı, içerisinde kist bulunup bulunmadığı tüplerde herhangi bir genişleme(hidrosalpinks) olup olmadığı değerlendirilerek infertilite ile ilişkisi araştırılır. Adetin 3-5. Günlerinde ultrasonografi ile over rezervi değerlendirmesi yapılır. Bu ultrasonografinin amacı kadınlarda özellikle yaşa bağlı olarak azalan yumurtalık kapasitesi değerlendirilmesidir. USG ile folliküllerin sayıca değerlendirilmesi olan antral folikül (2-5mm arasındaki çaplarda olan folikül) sayımı ve serum AMH düzeyi birlikte değerlendirilerek uygulanacak olan tedaviye ne oranda cevap vereceğiniz tahmin edilmektedir. Tedavide kullanılacak olan protokol ve ilaç dozları bu bilgiler doğrultusunda planlanır. Bu değerlendirme uygulanacak olan tedavinin seçiminde ve tedavinin başarı şansının belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır.

Embriyo Glue

Tüp bebek tedavi sürecinde embriyo transferi en kritik ve hassas aşamadır. Embryo glue, embriyo transferi sırasında kullanılan ve embriyonun rahme yerleşmesini destekleyen hyaluronan ve insan albumininden zengin sıvıdır. Uygulanması aslında oldukça basittir. Rahme transfer edilecek embriyo/embriyolar yaklaşık 30 dakika embryo glue da bekletilir ve bu sıvı içerisinde transfer işlemi gerçekleştirilir. Hyaluronana doğal döllenmede de rahimde yüksek miktarlarda bulunur. Embriyo glue kullanılması ile rahim içindeki hyaluronan artırılarak tüp bebekte başarı şansı artırılabilir. Özellikle, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan 35 yaşın üzerindeki kadınlarda gebelik oranlarını artırdığı gösterilmiştir.

E2 (Estradiol)

E2 seviyesi adet döngüsünün 2.-3. günlerinde sıklıkla 50 pg/mL’nin altındadır. Over rezervi azalmış kadınlarda erken folliküler fazda yüksek E2 değerleri (60-80 pg/mL’nin üstü) hızlanmış yumurta gelişimini göstermektedir.

NGS Nedir? Kimler İçin Uygundur?

Üreme yardımcı tedaviler son yıllarda hızla gelişmekte, sağlıklı canlı doğum elde etmek için transfer edilmesi gereken en doğru embriyonun seçimi, yardımcı üreme tekniklerinin en önemli basamaklarından birini oluşturmaktadır. Embriyo seçiminde önemli bir yöntem olan Preimplantasyon Genetik Testler (PGT) tüp bebek tedavisi kapsamında transfer öncesi embriyolara uygulanan ve embriyoların kromozomlarındaki genetik problemleri tespit eden detaylı kromozom analizi yöntemidir. Yeni nesil dizileme, (Next Generation Sequencing) tanımının kısaltılmış şekli olan NGS, embriyolarda kapsamlı kromozom taraması yapabilmemizi sağlayan, bir genetik analiz teknolojisidir. Bu test ile 24 kromozomun tamamı taranmakta, daha detaylı ve hassas sonuç vermesi ve embriyolardaki mozaisizm oranını daha iyi belirleyebilmektedir. Bu avantajlarından dolayı tüm dünyada PGT için en gelişmiş teknik olarak kullanılmaya başlanmıştır. NGS ile embriyolar hızlı ve etkin bir şekilde taranır ve kromozom düzeyindeki genetik problemler, gebelik öncesinde tespit edilir. Bu yöntem ile amacımız transferden önce sağlıklı embriyo seçmek ve sağlıklı gebelik şansını arttırmaktır.

NGS Yöntemi ile Kromozom Analizi Kimlere Uygundur?

  • İleri anne yaşı (38 yaş ve üzeri)
  • Tekrarlayan erken gebelik kayıpları
  • Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı
  • Şiddetli erkek faktörü olguları (semen örneğinin ml’sinde 5 milyondan daha az sayıda sperm bulunması veya hiç sperm olmaması-Azoospermi)
  • Hiçbir risk faktörü olmayan çiftlerde gebeliğe ulaşma süresini kısaltmak için embriyo seçimi yapılması
  • Bilinen translokasyon taşıyıcılığı
  • Tek gen defekti öyküsü olan ve/veya HLA uyumlu nakil ihtiyacı olan çocuk varlığı



Yumurtlama Tedavisi

Doğal yollarla gebelik elde edememiş bazı kadınların tedavisinde yumurtalama ilaçları kullanılabilir. Yumurtlama ilaçları özellikle yumurtlama bozukluğu olan kadınlarda başlıca tedavi yöntemidir. En sık kullanılan yumurtalama ilaçları şunlardır:

  • Klomifen sitrat
  • Letrozol
  • Gonadotropinler (Hormon iğneleri)

Klomifen Sitrat

Klomifen polikistik over sendromu olan hastalarda yumurtlamanın sağlanması için kullanılan ilk basamak tedavi ilaçlarından biridir. Klomifenin 50 mg'lık dozları vardır. Kullanımı ve takibi kolaydır. İlaca adetin 3-5. günlerinde başlanır ve 5 gün boyunca kullanılır. Yumurtlama takibi ya hastanede transvajinal ultrason ile yapılır ya da hastalar kendileri ovulasyon testleri ile takip edebilir. Yumurtlama son dozun alımını takiben 5-12 gün sonra olmaktadır. Genellikle günde 1 doz ile başlanır, eğer yanıt alınamazsa bir sonraki adette doz artırılabilir. Genellikle ilaç için önerilen kullanım süresi 6 aydır. Klomifen ile 6 aylık tedavi sonunda hastaların %50’sinde yumurtlama, %24’inde gebelik elde edebilmektedir. Kısırlık sebebinin sadece yumurtlama bozukluğu olduğu vakalarda klomifen ile birlikte zamanlı ilişki önerilir ancak hafif erkek faktörü olması durumunda ya da açıklanamayan infertilite durumunda tedaviye aşılamada eklenmelidir. Sıcak basması, meme hassasiyeti, bulantı, kusma gibi yan etkiler görülebilmektedir.

Letrozol

Meme kanseri tedavisinde kullanılan letrozol son yıllarda yumurtlama tedavileri için kullanılmaya başlanmıştır. Klomifene göre avantajı genelde tek folikül (yumurta) gelişir. Polikistik over sendromu olan hastalarda yumurtlamanın sağlanmasında birinci seçenek ilaç olması ile ilgili oldukça güçlü veriler elde edilmiştir. Klomifen de görülen rahim duvarında incelme etkisi letrozol de görülmemektedir. İlaca adetin 3-5.günleri arasında başlanır ve 5 gün boyunca kullanılır. Letrozolün 2.5 mg lık dozları vardır. Takibi klomifen sitrata benzer şekilde yapılır. Yumurtlama takibi ya hastanede transvajinal ultrason ile yapılır yada hastalar kendileri ovulasyon testleri ile takip edebilir. Kısırlık sebebinin sadece yumurtlama bozukluğu olduğu vakalarda letrozol ile birlikte zamanlı ilişki önerilir ancak hafif erkek faktörü olması durumunda yada açıklanamayan infertilite durumunda tedaviye aşılamada eklenmelidir. Yan etkileri sıcak basması, sırt ağrısı, bacak krampları, yorgunluk ve bulantıdır.

Gonadotropinler

Klomifen ya da letrozol ile yumurtlama sağlanamayan veya yumurtlama olmasına rağmen gebelik oluşmayan kadınlarda iğne tedavisi ile yumurtlama uyarısı yapılır. İğne tedavisine adetin 2. ile 3. günlerinde düşük dozlar ile başlanır (37.5-75 IU). 5 günlük iğne kullanımından sonra ultrason ile folikül gelişimi olup olmadığı takip edilir. Folikül boyutlarına göre 2-3 gün aralıklarla takibe devam edilir. Polikistik over sendromu olan kadınlarda iğne tedavisinde aşılama gerekliliği olmamakla birlikte, gebe kalma ihtimalini bir miktar arttırmak için aşılama tedavisi de eklenebilir.



Mikroenjeksiyon (ICSI)

Mikroenjeksiyon günümüzde tüp bebek tedavisinde oldukça yaygın kullanılan bir yöntemdir. Mikroenjeksiyon, mikroskobun ısıtılmış yüzeyinde 200-400 kat büyütme altında mikropipetler yardımıyla spermin yumurtanın içine enjekte edilmesi işlemidir. Yumurta toplama işleminden birkaç saat sonra toplanan yumurtaların olgun olup olmadığı mikroskop altında değerlendirilir. Teknik olarak alınan yumurta hücreleri olgun ve olgun olmayan olarak 2 sınıfta toplanabilir. Olgun yumurtalar, toplama işleminin yapıldığı gün hastanın eşinden mastürbasyon yoluyla alınmış semen örneğinin özel yıkama ve hazırlama teknikleriyle elde edilen spermlerin kullanılmasıyla döllenme işlemi geçekleştirilir. Ejakulattan sperm elde edilemeyen olgularda ise testislerden veya üreme kanalarından cerrahi işlem ile sperm elde edilebilir ve ICSI (intrastoplazmik sperm enjeksiyonu) yapılır.
 

Preimplantasyon Genetik Tanı (Genetik ayıklama) Nedir?Kimlere Önerilmektedir? Nasıl yapılır?

Embriyo ile sağlıklı bir gebelik elde edilebilmesi için normal sayıda (46 kromozom) ve yapıda kromozomlara sahip olması gerekir. Anöploidi embriyonun fazla ya da eksik kromozoma sahip olarak sağlıksız olmasıdır. PGT yöntemi tüp bebek denemelerinde gerekirse tüm yaş gruplarına uygulanabilen bir yöntemdir. PGT ile sağlıklı olan embriyo seçilebilmektedir. Tek embriyo transferi yapılmasını sağlayarak yaştan bağımsız çoğul gebelik riskini düşürmekte ve sağlıklı bebek sahibi olma ihtimalini artırmaktadır.

Kadın yaşı arttıkça sağlıksız embriyo gelişme riski artmaktadır. Yaşlara göre değerlendirdiğimizde 26-29 yaş grubunda %20-25 oranında risk varken, 42-45 yaş aralığında %80-90 oranlarında sağlıksız embriyo riski görülmektedir. Embriyoların sağlıksız olması, rahim içine tutunma şansı azaltmakta, tutunursa düşme ihtimali artmakta ya da doğan bebeklerde Down Sendromu gibi sorunlar  olabilmektedir. Unutulmamalıdır ki PGT yöntemi ile genetik ayıklama ile transfer edilmiş embriyolarla gebelik elde edilse bile mutlaka gebelikte de yine bebeğin prenatal tanı testleri ile taranması gerekecektir. Bunun nedeni PGT testinin de hata paylarının olması nedeni iledir.

  • Özellikle 38 yaş üstü tüp bebek yaptıran hastalara
  • Eşlerden birinde kromozomlarda yer değiştirme veya kopma gibi yapısal bir problem varlığı durumunda
  • Saptanmış bir genetik hastalık varlığında
  • Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı veya tekrarlayan gebelik kaybı olan çiftlerde PGT önerilmektedir.

Klasik tüp bebek uygulaması sonrasında elde edilen embriyolardan 5.günde biyopsi yapılmaya uygun olanlardan biyopsi işlemi ile hücre örnekleri alınır ve embriyolar dondurulur. Biyopsi ile alınan hücrelerin genetik analizinden sonra normal kromozom yapıya sahip olan embriyo anne rahmine yerleştirilir.

Sürekli Embriyo İzleme Sistemi (Embriyoskop) Nedir?

Sürekli embriyo izleme sistemi, dölleme sonrası oluşan embriyoların anne adayının rahmine transfer edilinceye kadarki gelişim süreçlerinin 24 saat boyunca takip edilmesini sağlayan bir sistemdir. Tüp bebek tedavisi sırasında elde edilen embriyolar inkübatör denilen özel cihazlar içerisinde takip edilir. Bu süreç içerisinde hem embriyo gelişimini değerlendirmek hem de rahime tutunma ihtimali en yüksek embriyoyu seçmek için, embriyolar her gün inkübatörlerden çıkarılarak embriyolog tarafından mikroskop altında değerlendirilir. 

Embriyoskop en son teknoloji ile üretilmiş bir inkübatör olup, cihaz içerisinde bulunan özel kameralar ile embriyolar belli aralıklar ile görüntülenmektedir. Böylece, embriyonun döllenme ve bölünme aşamaları yakından takip edilerek rahime tutunma ihtimali en yüksek olabilecek embriyonun seçimi mümkün olmaktadır. 
Avantajları:

  • Embriyoların laboratuar ortamında bulunduğu süre içerisindeki tüm gelişim aşamalarını değerlendirmemizi sağlar
  • Değerlendirme için cihaz dışına çıkarılmadıklarından dış koşullara bağlı oluşabilecek strese maruz kalmazlar
  • Embriyonun normalin dışında bölünme gösterdiği bazı durumlarda gebelik ihtimali çok düşüktür. Bu bölünme anormalliklerinin günde 1 kez yapılan değerlendirme ile belirlemek mümkün olamamaktadır. Embriyoskop sayesinde gebelik ihtimali düşük olan bu embriyoların saptanması olasıdır. 

Embriyo Dondurma

Tüp bebek laboratuvarlarında sperm ve yumurta hücrelerinin döllenmesiyle elde edilen embriyoların ileri bir tarihte kullanılmak üzere dondurulup saklanmasına “Embriyo Dondurma" işlemi denir. Embriyolar 1. günden 6.güne kadar tüm gelişim evrelerinde dondurulabilmektedir. Dondurma işlemi embriyoların gelişim aşamasına özel bir teknikle ve koruyucu bir sıvı ile karıştırılarak tüplere konulur ve sıvı nitrojen (-196 derece) içerisinde dondurularak tanklarda saklanır. Dondurulan embriyolar çözülecekleri zaman sıvı nitrojen içerisinden çıkarılır oda ısısında çözülür. Dondurma yönteminin başarısını gösteren en önemli kriterlerden biri çözme işlemi sonrası embriyolardaki %98-99 canlılık oranıdır. Biz merkezimizde “Vitrifikasyon" yöntemi ile embriyolarımızı dondurup çözmekteyiz. Dondurma çözme uygulamasında en az taze uygulamaya yakın hatta bir miktar daha yüksek gebelik sonuçları elde etmekteyiz.
Tüp Bebek Merkezimizde embriyo dondurma (vitrifikason) işlemi:

  • Trasfer sonrası geriye kalan sağlıklı embriyoların varlığında
  • Over Hiper Sitimulasyon Sendromu (OHSS) riski olan vakalarda
  • Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) nedenli
  • Rahimiçi operasyon gerektiren (endometriyal polip, myom,adhezyon) vakalarda
  • Kemoterapi ve radyoterapi gerektiren kanser tedavilerinden önce uygulanmaktadır.
     

Yumurta Dondurma İşlemi Nedir? Hangi Durumlarda Uygulanır?

Yumurta dondurma (Oosit dondurma) işlemi kadının yumurtalığından elde edilen yumurta hücrelerinin ileride çocuk sahibi olmak amacıyla dondurularak saklanmasıdır. Yumurta dondurma işlemi klasik tüp bebek uygulamasına benzer şekilde yapılır ve yumurta toplama işleminden sonra elde edilen olgun yumurtalar vitrifikasyon denilen hızlı bir dondurma yöntemi ile dondurularak saklanır. Ülkemizde 2014 yılında yayınlanan ÜYTE yönetmeliğine göre kadınlar aşağıdaki durumların varlığında yumurta dondurabilir:

  • Kemoterapi ve radyoterapi gibi yumurtalıklara zarar verecek tedaviler öncesinde
  • Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak ameliyatlar (yumurtalıkların alınması gibi operasyonlar) öncesinde
  • Yumurtalık rezervi azalmış veya aile öyküsünde erken menopoz hikayesinin üç uzman tabipten oluşan sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda 

Kanser tedavisi nedeniyle kemoterapi/radyoterapi görecek kadınlarda tüp bebek için yumurtalıkların uyarılmasına adet döneminden bağımsız olarak hemen başlanabilir. Yumurtalıkların uyarılması için hormon iğnelerine başlanır ve bu süreç genellikle 10-11 gün sürer. Meme kanseri gibi kanda östrojen düzeylerinin yükselmesini istemediğimiz olgularda femara (letrozol) kullanılmakta böylece kanda östrojen düzeyleri yükselmeden yeterli yumurta sayısı elde edilmektedir.

Yumurtalık rezervi azalmış olgularda tedaviye adetin 2.-3.günü başlanmakta ve hormon iğneleri kullanılarak folikül gelişimi uyarılması genellikle 10-12 gün sürmektedir.Yumurtalar belli bir büyüklüğe ulaştığında çatlatma iğnesi yapılmakta ve bu iğneden 34 ile 36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılmaktadır.Olgun yumurtalar laboratuarda embryologlar tarafından dondurulur. Bakire olmayan kadınlarda yumurta toplama işlemi vajinal yoldan yapılırken, bakire kadınlarda karından da yapılabilir. Yumurtalık rezervi düşük olan kadınlarda birden fazla tedavi siklusu gerekebilmektedir. Yumurtaların saklanma süresi 5 yıldır. İstenirse süre uzatılabilmektedir. Klinik gebelik oranları toplanan yumurta başına % 4-12 arasındadır. Yumurta dondurma işlemi sonrası gebelik oranlarını belirleyen iki önemli faktör; kadının yumurta dondurduğu andaki yaşı ve dondurulan yumurta sayısıdır. 

İlgili Konular