Sitede Ara

Sağlıklı Yaşamın Karanlık Sırrı: Melatonin Hormonu

Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Diyetisyen Gizem Gençyürek“Yapılan birçok çalışmada melatoninin, pek çok kanser tümöründe büyümeyi baskıladığı görülüyor. Melatonin seviyesi normalden fazla düşerse, hastalıklara yakalanma riski artar, yaşlanma süreci hızlanır. Yetersiz uyku, stres, huzursuzluk durumları melatonin eksikliğini tetikler” dedi.

Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Diyetisyen Gizem Gençyürek, melatonin hormonunun insan sağlığına katkılarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yetersiz uyku, stres ve huzursuzluk durumlarının melatonin eksikliğini tetiklediğini söyleyen Gençyürek, “Alkol, sigara, aşırı kahve tüketimi ile bazı ilaçlar da melatonin hormonu üretimini baskılayabiliyor. Tüm yaşamsal fonksiyonlarımızı yakından ilgilendiren, vücudumuz için çok önemli bu hormon için karanlık bir ortama ihtiyacımız olduğu gibi, triptofan açısından zengin besinlerin beslenmemiz de önemli” diye belirtti.

Melatonin Uykuyu Değil Kalitesini Belirler

Gece ve uykudaki melatonin üretiminin belirgin ilişkisi olduğunu aktaran Gençyürek, “Uyuyamamak melatoninin ritmini değiştirmez, loş ışık salgı düzeyini etkilemez. Ancak melatonin tedavisi hem gerçek hayatta hem de reanimasyon koşullarındaki “jet lag” etkisinin hafifletilmesinde kullanılır. Yapılan çalışmalar, uygun şekilde ayarlanmış melatonin tedavisiyle hem doğu hem de batı yönündeki “jet lag” etkisini ortalama yüzde 50 oranında azaltabildiğini gösteriyor. Melatonin salınımının uyku üzerine etkisi; total uyku süresinden çok, uykunun başlangıcı, kalitesi ve latent evresi ile ilgili. Melatonin salgısı için uyku şart değil, karanlık yeterli” diye ekledi.

Diyetisyen Gençyürek, yapılan çalışmaların, REM düzensizliği, uykusuzluk (insomnia), huzursuz bacak sendromu, gecikmiş uyku fazı sendromu, fibromiyalji hastalarında kullanılan melatoninin hem uyku kalitesini hem de süresinin artırdığını gösterdiğini ifade etti.

Bebekler ve Yaşlılarda Hormon Seviyesi Düşük

Kandaki melatonin düzeyi, yaşa göre değiştiğini hatırlatan Gençyürek, “Yenidoğan bir bebekte kan melatonin düzeyi düşük olur. Üçüncü aydan sonra melatonin düzeyi ritmik özelliğini kazanır. Melatonin anne sütüne geçebildiği için, anne sütü ile beslenen bebeklerin diğer yollarla beslenen çocuklara göre sirkadiyen organizasyonları daha hızlı gelişir. En yüksek melatonin düzeyinin yaşamın üç ile beşinci yılları arasında olduğu saptandı. Literatürde, yaşlılıkta gece melatonin salınımının azaldığını belirten çalışmalar mevcut. Melatonin seviyesinde çocuklarda ve ergenlerde (1-20 yaş) görülen azalmanın vücut ağırlığıyla ve vücut hacmi ile ilişkili olduğu fakat daha ileri yaşlarda bu ilişkinin devam etmediği bildirildi. Çocuk ve ergenlerin kan melatonin düzeyleri ile vücut ağırlıkları arasındaki bu negatif ilişki, belirtilen yaş aralığında kan melatonin seviyesinde gözlenen azalmanın vücut hacminin artmasından kaynaklandığını düşündürüyor” diye konuştu.

Gece Lambası ve Televizyonu Kapatın

Melatoninin sentezlenmesini ve salınmasını etkileyen en önemli etkenin ışık olduğunu vurgulayan Gençyürek, “Aydınlık ile karanlık, gündüz ile gece ritmi, melatonini kontrol eder. Gece süresince gözlerin yapay ışığa maruz kalması, melatoninin sentez ve salınımında hızlı bir düşüşe sebep olabiliyor. Işığın melatonin sentezi üzerine etkisi, dalga boyu ve şiddeti ile yakın ilişkilidir. Kan melatonin konsantrasyonu gece saat 02:00 ila 04:00 arasında pik değerlerine ulaşır. Erişkin bir kişide salgı düzeyi genelde saat 21:00 ila 22:00 arası başlar, saat 07:00 ila 09:00 arası sona erer. Normal insan melatonin ritminin en karakteristik özelliği, günlük ve haftalık olarak tekrarlanabilir olması” değerlendirmelerinde bulundu.

Alzheimer’la İlişkisi Var 

Gençyürek, “Doku hasarına yol açan bazı toksinlerle oluşan oksidatif stres, melatonin tarafından önlenir. Melatonin, hem suda hem de yağda çözünebilen bir antioksidan özellik gösterir ve birçok yönüyle klasik antioksidanlardan (C ve E vitaminleri, b-karoten) farklılık gösterir. Klasik antioksidanlar etkilerini gösterdikten sonra, prooksidan maddelere dönüşürler. Melatonin’in bazı prooksidan enzimleri baskılayarak, serbest radikal oluşumunu azalttığı ve bu şekilde de antioksidan sistemi desteklediği bildiriliyor. Oksidatif stres olarak isimlendirilen prooksidanlar; diyabet, romatoid artrit, sepsis, kronik böbrek yetmezliği, Alzheimer hastalığı gibi birçok durumda, hatta yaşlılıkta da ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, melatoninin güçlü radikal süpürücü etkisi ve antioksidan enzim aktivitelerini artırıcı etkisi ilde diğer antioksidanlara göre önem kazanıyor” bilgisini verdi. 

Kızılcık, Badem ve Ceviz Melatonin Deposu

Zengin triptofan içerikli besinlerin, melatonin salınımında önemli rol oynadığını bildiren Gençyürek, beslenmemizde yer alması gereken gıdaları açıkladı:

“Başta kızılcık olmak üzere vişne, papatya, anason, fındık, badem, cevizde yüksek miktarda melatonin bulunur. Bunların dışında, balık, peynir, muz, çilek, elma, portakal, böğürtlen gibi meyveler de melatonin açısından önemli. Fıstık, antep fıstığı, kestanenin yanı sıra patlıcan, ıspanak, brokoli, bezelye, lahana, soğan, domates, mantar, karnabahar, kabak patates ve salatalık gibi sebzeler de tüketilmeli. Kuru fasulye, barbunya fasulyesi, nohut gibi bakliyatlar ile birlikte susam, keten tohumu, deve dikeni, rezene, anason, çemen, hardal ve sarı kantaron gibi gıdalar da melatonin hormonu salgısını arttırırlar. Bu gıdaların akşam saatlerinde tüketimi ayrıca fayda gösterir. Bir fincan şekersiz papatya çayı ve 10 adet çiğ badem, Melatonin salgısı için örnek bir gece ara öğünü (saat 21:00 ila 22:00 arası) olarak gösterebiliriz.”


16 Ekim 2021, Cumartesi