
Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin:
Göğüs tüpü, plevra boşluğunda (akciğer zarları arasındaki alanda) biriken hava, sıvı, kan veya pürülan materyali dışarı drene etmek amacıyla göğüs duvarından içeri yerleştirilen steril, silikon veya poliüretandan üretilen ince bir kateterdir. Plevral boşluğun normal negatif basıncını yeniden sağlayarak akciğerin yeniden genişlemesine olanak tanıyan bu medikal uygulama, hayat kurtarıcı bir müdahaledir.
Plevral kavite içerisindeki normal fizyolojik dengenin bozulması, solunum mekaniğini doğrudan tehdit eden hayati tablolara yol açabilmektedir. Akciğer zarları arasında yabancı bir maddenin birikmesi, organın tam kapasiteyle havalanmasını engellemekte ve hastada ciddi nefes darlığı, göğüs ağrısı ile oksijenizasyon bozukluklarına sebep olmaktadır. Göğüs tüpü uygulaması; patolojik içeriğin kontrollü bir şekilde vücut dışına alınmasını, mediastinal yapıların normal anatomik konumunda kalmasını ve kardiyopulmoner fonksiyonların güvenli bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktadır.
Göğüs Tüpü Nedir?
Göğüs tüpü, göğüs kafesi içerisindeki istenmeyen sıvı, hava veya gaz birikimlerini dış ortama tahliye etmek için kullanılan esnek, tıbbi nitelikteki drenaj tüpüdür. Genellikle lokal anestezi altında, kaburgalar arasından plevral boşluğa ilerletilir ve ucundaki su altı drenaj sistemi veya vakum mekanizması ile entegre çalışmaktadır.
Akciğerlerin dış yüzeyini saran viseral plevra ile göğüs duvarının iç yüzeyini kaplayan paryetal plevra arasında normal şartlarda sadece sürtünmeyi önleyecek kadar minimal bir sıvı bulunur. Bu alanın travma, enfeksiyon veya cerrahi müdahale gibi nedenlerle hava ya da anormal sıvılarla dolması durumunda, iç basınç artar ve akciğer basıya uğrar. Göğüs tüpü, bu basıncı eşitleyerek solunum direncini düşüren temel mekanik araçtır.
Bilgi ve Randevu Almak İçin Formu Doldurabilirsiniz.
Göğüs Tüpü Hangi Durumlarda Takılır?
Göğüs tüpü takılmasını gerektiren başlıca klinik durumlar, plevral boşluk bütünlüğünün bozulduğu ve içeriğin normal fizyolojik sınırların dışına çıktığı vakaları kapsar. Bu müdahale, pulmoner kapasitenin korunması ve solunum yetmezliğinin önlenmesi amacıyla planlanır. Göğüs tüpü endikasyonları şunlardır:
- Pnömotoraks (akciğer sönmesi) vakalarında hava tahliyesi
- Hemotoraks durumlarında plevral boşlukta biriken kanın uzaklaştırılması
- Plevral efüzyon (akciğer zarları arasında sıvı birikimi) varlığı
- Ampiyem tablolarında enfekte veya irinli içeriğin drene edilmesi
- Göğüs cerrahisi operasyonları sonrasında koruyucu amaçlı sıvı ve hava drenajı
- Künt veya penetran göğüs travmaları sonrası gelişen basınçlı hava ve kan birikimleri
Göğüs Tüpü Takılmasını Gerektiren Durumlar Nelerdir?
Plevral boşlukta hava veya sıvı birikimi, solunum sistemi üzerinde ani ve baskılayıcı bir etki yaratarak çeşitli klinik belirtilerle kendini gösterir. Bu bulgular, hastanın tıbbi yardım aremesine neden olan temel göstergelerdir. Göğüs tüpü gerektiren durumların en sık görülen belirtileri şunlardır:
- Ani başlayan ve giderek şiddetlenen nefes darlığı
- Derin nefes alma veya öksürükle artan batıcı göğüs ağrısı
- Hızlı ve yüzeyel solunum
- Etkilenen tarafta solunum seslerinin azalması veya alınamaması
- Dudaklarda ve parmak uçlarında mavileşme
- Cilt altında hava birikimine bağlı çıtırtı hissedilmesi
- Göğüs boşluğunda kan birikmesi
- Akciğer zarları arasında sıvı birikmesi
- Plevral boşlukta irin birikmesi
Göğüs Tüpü Nasıl Takılır?
Göğüs tüpü takılması işlemi, genellikle steril klinik veya ameliyathane koşullarında, uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen ve belirli aşamaları içeren tıbbi bir prosedürdür. İşlemin güvenliği, hastanın konumlandırılması ve aseptik kurallara sıkı sıkıya uyulması ile doğrudan ilişkilidir. Uygulama sürecinin temel aşamaları şu şekildedir:
- Değerlendirme ve Hazırlık: Fizik muayene, akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografi ile patolojinin yeri ve boyutu saptanır.
- Pozisyon Verme: Hastaya genellikle oturur veya etkilenen tarafın karşına doğru yan yatar pozisyon verilir.
- Lokal Anestezi: Giriş yapılacak kaburga aralığındaki cilt, cilt altı dokular ve plevral membran lokal anestezik madde ile uyuşturulur.
- Cerrahi Giriş ve Tüp Yerleştirme: Ciltte küçük bir kesi yapılarak künt diseksiyonla plevral boşluğa ulaşılır ve tüp yönlendirilir.
- Tespit ve Bağlantı: Tüp cilt üzerine dikişle sabitlenerek hava almayacak şekilde pansumanla kapatılır ve drenaj ünitesine bağlanır.
Göğüs Tüpünün Riskleri Var mı?
Her invaziv girişimde olduğu gibi göğüs tüpü uygulamasının da bazı potansiyel riskleri ve komplikasyonları bulunmaktadır. Alanında uzman hekimler tarafından gerçekleştirildiğinde riskler en aza indirilmektedir. Olası komplikasyonlar şunlardır:
- Giriş yerinde lokal enfeksiyon veya yara iyileşme sorunları
- İşlem sırasında komşu organlarda (akciğer, dalak, karaciğer) minör yaralanmalar
- Kanama veya hematom gelişimi
- Tüpün tıkanmasına veya yerinden çıkmasına bağlı drenaj yetersizliği
- Tüp çekildikten sonra havanın veya sıvının tekrarlaması (nüks)
Göğüs Tüpü Ne Kadar Süre Kalır?
Göğüs tüpünün kalış süresi her hastada aynı değildir. Bazı hastalarda birkaç gün içerisinde çıkarılabilirken bazı hastalarda daha uzun süre drenaj gerekebilmektedir. Süreyi belirleyen temel faktörler şunlardır:
- Göğüs tüpünün hangi nedenle takıldığı
- Plevral boşluktaki hava veya sıvının miktarı
- Akciğerin yeniden genişleme durumu
- Hava kaçağının devam edip etmediği
- Günlük drenaj miktarı ve sıvının özellikleri
- Enfeksiyon veya kanama gibi ek sorunların bulunması
- Uygulanan cerrahi müdahalenin niteliği
Göğüs Tüpü Takılıyken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Göğüs tüpü takılı hastaların tedavi sürecinde yalnızca drenajın sağlanması değil, tüpün güvenli şekilde korunması da önemlidir. Öncelikle tüpün yerinden çıkmaması, bükülmemesi veya tıkanmaması gerekir. Drenaj sistemi hastanın göğüs seviyesinden aşağıda tutulmalı ve tüpün bağlantılarının güvenli olması sağlanmalıdır. Hastanın dikkat etmesi gereken temel noktalar şunlardır:
- Tüpün üzerine yatılmamalı ve tüpün bükülmesine neden olacak pozisyonlardan kaçınılmalıdır.
- Drenaj haznesi göğüs seviyesinden yukarı kaldırılmamalıdır.
- Tüp ve bağlantıları hastanın kendisi tarafından ayrılmamalıdır.
- Drenaj sistemindeki su seviyesi veya bağlantılar sağlık personelinin önerisi dışında değiştirilmemelidir.
- Tüpün çekilmesi, yerinden çıkması veya bağlantısının ayrılması durumunda hemen sağlık ekibine haber verilmelidir.
- Nefes darlığında artış, göğüs ağrısı veya ani genel durum değişikliği gelişirse beklenmemelidir.
Göğüs Tüpü Çıkarılırken Nelere Dikkat Edilir?
Göğüs tüpünün çıkarılması, drenaj gereksiniminin ortadan kalktığına karar verildikten sonra gerçekleştirilir. Bu karar yalnızca tüpten sıvı gelmemesine göre verilmez. Akciğerin genişleme durumu, hava kaçağının varlığı, hastanın solunum fonksiyonları ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilir.
İşlem sırasında öncelikle hastaya uygun pozisyon verilir. Tüpün sabitleme dikişleri çıkarılır ve uygun teknikle tüp kontrollü şekilde çekilir. Giriş bölgesi, hava girişini engelleyecek şekilde kapatılır ve steril pansuman uygulanır. Bazı hastalarda tüp çıkarıldıktan sonra kontrol akciğer grafisi çekilir. Özellikle pnömotoraks riski bulunan veya cerrahi sonrasında takip edilen hastalarda yeni hava birikimi olup olmadığı değerlendirilir.
Göğüs Tüpü Takıldıktan Sonra İyileşme Süreci Nasıl Gerçekleşir?
Göğüs tüpü sonrasında iyileşme süreci, tüpün hangi nedenle yerleştirildiğine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir. Basit pnömotoraks nedeniyle tüp takılan bir hastayla ağır göğüs travması veya akciğer cerrahisi geçiren bir hastanın iyileşme süreci aynı değildir.
İlk aşamada hastanın solunum fonksiyonları ve drenaj sistemi takip edilir. Akciğerin yeniden genişlemesi, plevral boşluktaki hava veya sıvının azalması ve hastanın oksijen ihtiyacının kontrol altına alınması beklenir.
Göğüs tüpü çıkarıldıktan sonra da hastanın klinik durumu değerlendirilir. Gerektiğinde kontrol görüntülemeleri yapılır. Özellikle akciğer cerrahisi geçiren hastalarda solunum egzersizleri, öksürük eğitimi ve uygun mobilizasyon programları iyileşme sürecinin önemli parçalarıdır.
Göğüs Tüpü Hakkında Sık Sorulan Sorular
Göğüs Tüpü Takılması Ağrılı Bir İşlem midir?
İşlem sırasında lokal anestezi uygulandığı için ağrı minimum düzeydedir, ancak tüp yerleştirilirken hafif bir baskı veya çekilme hissedilebilir.
Göğüs Tüpü Vücutta Ne Kadar Süre Kalır?
Tüpün kalış süresi, plevral boşlıktaki havanın veya sıvının tamamen boşalma süresine bağlı olarak değişir ve genellikle birkaç gün sürer.
Göğüs Tüpü Takılıyken Hareket Etmek Mümkün müdür?
Evet, hastanın genel durumu elverdiği ölçüde yatak içinde oturması ve destekle yürüyüş yapması iyileşme sürecini olumlu yönde destekler.
Göğüs Tüpü Çıkarılırken Acı Hissedilir mi?
Tüpün çıkarılma esnasında hastaya derin nefes alıp tutması söylenir; işlem birkaç saniye sürer ve kısa süreli batma hissi yaratabilir.
Göğüs Tüpü Çıktıktan Sonra İz Kalır mı?
Giriş deliği çok küçük olduğu için genellikle minimal bir yara izi kalır ve zamanla belirginliği azalır.
Göğüs Tüpü Takılıyken Duş Alınabilir mi?
Drenaj sistemi ve pansumanın kuru kalması gerektiği için tüp takılıyken geleneksel duş alınması genellikle önerilmez, alternatif temizlik yöntemleri uygulanır.
Göğüs Tüpü Takıldıktan Sonra Normal Hayata Dönülür mü?
Göğüs tüpü çıkarıldıktan ve altta yatan sorun kontrol altına alındıktan sonra birçok hasta günlük yaşamına kademeli olarak dönebilir.
Göğüs Tüpü Takıldıktan Sonra Akciğer Tamamen Açılır mı?
Göğüs tüpü, plevral boşluktaki hava veya sıvıyı boşaltarak akciğerin yeniden genişlemesini sağlar. Ancak akciğerin tamamen genişleyip genişlemeyeceği altta yatan hastalığa bağlıdır.
Göğüs Tüpü ile Torasentez Arasındaki Fark Nedir?
Göğüs tüpü ve torasentez, plevral boşlukta biriken sıvının uzaklaştırılmasını sağlayan ancak kullanım amaçları ve uygulama biçimleri farklı olan iki işlemdir. Torasentez, genellikle ince bir iğne veya kateter yardımıyla plevral boşluktaki sıvının alınması işlemidir. Göğüs tüpü ise plevral boşlukta sürekli veya tekrarlayan drenaj gerektiğinde tercih edilir.
Giriş Tarihi: 04.11.2026
Güncellenme Tarihi: 04.11.2026
Oluşturan: Medipol Sağlık Grubu Web Yayın Kurulu
Web sitemizde yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.










