Göz

Yenilenen modern yapısıyla, deneyimli ve uzman hekim kadrosuyla, teknolojik ve en yeni cihazlarla, göz’e özel ameliyathanesiyle GÖZ MERKEZİMİZ 365 GÜN 24 SAAT HİZMETİNİZDE... Hastanemiz son olarak Göz Merkezini baştan başa yenileyerek hizmet zincirine yeni bir halka daha eklemiştir.

Bu son gelişme ile; günlük yaşamın hızlı, yıpratıcı ve acımasız temposu içinde fazla önemsenmeyen ancak Türkiye’nin genel bir sağlık sorunu olan göz hastalıklarına yeni bir kapı aralanmıştır. Göz Merkezimizin mevcut yapısı yenilenerek modern bir şekle dönüştürülmüş, deneyimli ve uzman kadrosuyla, teknolojik ve en yeni cihazlarla, göz’e özel ameliyathanesiyle hizmette bütüncül bir anlayış yakalanmaya çalışılmıştır. Özellikle hizmet verdiğimiz bölgede göz ile ilgili tam teşekküllü bir merkezin bulunmayışı hastanemizi göz alanında daha ciddi boyutta yatırımlar yapmaya yöneltmiştir. Amacımız; Göz Merkezimizin önce hizmet verdiğimiz bölgede, sonra Türkiye genelinde tercih edilen bir referans merkezine dönüşmesidir. Göz Merkezimizde her türlü göz hastalığınızın teşhis ve tedavisi; modern yöntemlerle katarakt (FAKO’lu dikişsiz ameliyat), şaşılık, glokom (göz tansiyonu), retina hastalıkları, kornea hastalıkları, kırma kusurlarının giderilmesi (miyop, hipermetrop ve astigmatizm), oftalmik plastik cerrahi operasyonları ve kontakt lens uygulamaları yapılabilmektedir. Göz ile ilgili her türlü ameliyatın 365 gün 24 saat yapılabildiği ameliyathanemizde; ameliyatların başarı ile sonuçlanmasını sağlayacak uzman ameliyathane kadrosu, gerekli teknolojik donanım ve uygun altyapı bulunmaktadır.

Cisimlerden gözümüze gelen ışıklar ilk olarak gözün en dış kısmındaki saydam tabaka (kornea) ve gözün iç kısmındaki mercek (lens) tarafından kırılarak, gözün arka kısmında yer alan ve sinir liflerinden oluşan retina tabakası üzerine odaklanır. Burada oluşan cismin görüntüsü optik sinir vasıtasıyla beyindeki görme merkezine taşınır ve burada düz bir görüntü oluşur.

A- Normal Göz

Kornea ve göz merceğinden geçen ışınlar, tam olarak retina üzerinde görme merkezine düşüyorsa hiçbir kırma kusuru yoktur. Net bir görüş elde edilir.

B- Miyop Göz

Kornea ve mercekte kırılan ışınların retina önünde odaklanmasıyla, uzaktaki cisimler net görülemez. Bu durum miyopi olarak değerlendirilir.

C- Hipermetrop Göz

Kornea ve mercekte kırılan ışınların retina arkasında odaklanmasıyla yakındaki cisimler net görülemez. Bu durum hipermetropi olarak değerlendirilir.

D- Astigmatlı Göz

Net bir görüş için korneanın pürüzsüz ve her eksende aynı kaviste olması gerekir. Korneanın belli bir eksende daha fazla ya da daha az kavisli olması astigmat kusurunu ortaya çıkarır. Görüntü uzakta da, yakında da net değildir ve kişi cisimleri gölgeli görür.

E- Presbiyopi

Genellikle 40 yaşından sonra başlayan ve göz merceğinin doğal şartlarda elastikiyetini yitirmesiyle ortaya çıkan yakını net görememe sorunudur. Miyop, hipermetrop ve astigmatın aksine lazer ile tedavisi mümkün değildir...

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için ilk adım... Görme insanı hayata bağlayan en önemli unsurlardandır. Bu nedenle düzenli göz muayenesi sağlıklı bir yaşam için atılacak en önemli adımlardan birisidir. Ve unutulmamalıdır ki, gözde görme kusuru ve hastalıkları sadece göz doktoru tarafından ortaya çıkartılabilir. Gözlük kullanan veya kullanmasa da 40 yaşın üzerindeki bir erişkinin hiç şikayeti olmasa bile yılda bir kez muayenesi şarttır. Çocuklarda bu süre doktorun önerisine göre 6 ayda bir, hatta bazı özel durumlarda daha sık olabilir. Hiç şikayeti olmayan bir çocukta 3. yaş ilk göz kontrolü için idealdir. İstanbul Medipol Hastanesi’nde göz muayenesi en son teknolojik cihazlar ve uzman bir kadro tarafından titizlikle ve çok detaylı olarak gerçekleştirilir.

Görme Keskinliği Testi

İnce detayları görebilme yeteneğimiz, giderek küçülen harflerden oluşan testlerle ölçülür.

Gözlük İhtiyacı Muayenesi

Gözümüzde oluşan kırma kusuru nedeniyle net görememe durumu gözlük ihtiyacını doğurur. İstanbul Medipol Hastanesi’nde tüm kırma kusuru muayeneleri en gelişmiş teknolojik bilgisayar donanımlı cihazlar ile yapılmaktadır.

Göz Kapaklarının Muayenesi

Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı boşalım sistemi ve göz etrafındaki alanların durumu incelenir.

Göz Kaslarının Muayenesi

Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol eder ve beyin ile doğrudan ilişkilidir. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Şaşılık ve çift görme muayenelerinde göz kaslarının durumu belirlenir.

Göz Tansiyonu Ölçümü

Tonometri testiyle göz içi basıncı saptanır.

Biomikroskobik Muayene

Kornea, iris, lens ve vitre detayları incelenir, katarakt semptom vermeye başlanmadan önce teşhis edilebilir.

Göz Dibi Muayenesi

Bu muayene ile retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıklara ait belirtiler saptanabilir. Unutulmamalıdır ki; göz muayenesi sırasında karaciğer bozukluğu, şeker, beyin tümörleri, AIDS gibi bir çok hastalığın ihtimali belirlenebilmekte ya da tanısı konulabilmektedir. İstanbul Medipol Hastanesi’nde muayene sonrası gerek görülen ve en gelişmiş teknolojiyle uygulanan çağdaş tedavi yöntemleri sizi sağlığınıza kavuşturacak ve mutlu olmanızı sağlayacaktır.

Baktığımız cisimlerden yansıyan ışınlar önce gözün önündeki saydam tabaka (kornea) ve içindeki mercek (lens ) tarafından kırılarak gözün en arkasında yer alan ve sinir liflerinden oluşan ‘retina’ tabakası üzerine odaklanır. Retinada oluşan cismin görüntüsü optik sinir vasıtasıyla beyindeki görme merkezine taşınır ve görme oluşur. Katarakt göz merceğinin (lens) saydamlığını kaybetmesi ve kesifleşmesi sonucu oluşur. Göz merceği renkli tabakanın arkasında yer alır ve gelen ışığın gözün sinir tabakası üzerindeki alıcı hücreler üzerinde odaklanmasını sağlar. Lensin keşifleşmesi ve ışık geçirgenliğinin azalması sonucunda yani katarakt geliştiğinde alıcı hücrelere ışık ve görüntü yeteri kadar ulaşmayacak ve böylece görme azalacaktır.

Yaşlanma, genetik rahatsızlık, göz içi reaksiyonlar, göze gelen darbeler, göz içi mikrobik rahatsızlıklar vb. katarakta neden olabilir, ancak en sık görülen yaşlanmayla ortaya çıkan katarakttır. Bu durumda ilerleyen yaşla beraber lenste hücre artışı olur ve metabolizma bozulur, görme zamanla azalır...

Kataraktın tek tedavi yöntemi ameliyattır. Cerrahi dışında herhangi bir tedavi şekli yoktur.

İstanbul Medipol Hastanesi GÖZ MERKEZİ’nde uygulanan yöntemler ve teknik cihazlar ile, gözün ameliyat edilebilmesi için kataraktın olgunlaşmasını beklemeye gerek yoktur. Hastaların görmelerinde ameliyat sonrası yüksek oranda bir artış olur. Ameliyatın esası, kesifleşen göz merceğinin göz içinden çıkartılarak yerine yenisinin yerleştirilmesidir. Bu ‘göziçi lensi’ diye adlandırılan mercek, gözün içinde kalıcıdır. Eski merceğin yaptığı tüm işlevleri yapar ve hasta tarafından hissedilmez. Göziçi lensinin yerleştirilmesinde farklı iki yöntem kullanılır: Dikişli ve FAKO’lu katarakt ameliyatı.

Dikişli Katarakt Ameliyatı

Bu teknik kullanıldığında kataraktın olgunlaşması beklenir. Dikişlidir ve dikişler ameliyattan bir süre sonra alınır. Bu teknikte kesilme nedeniyle gözün anatomik yapısında zayıflamalar olur, dikiş nedeniyle de gözde astigmat oluşabilir ve görmenin düzelmesi için bir süre geçmesi gerekir.

FAKO (fakoelmüksifikasyon tekniği)lu Katarakt Ameliyatı

Bu teknikte göze küçük bir kesiden girilir ve ameliyat dikiş konulmadan tamamlanır. Bu nedenle de halk arasında ‘dikişsiz’ ya da ‘lazerli’ katarakt ameliyatı olarak bilinir. Katarakt cerrahisinde gecikme, geri dönülmez körlüğe bile neden olabilir. FAKO sayesinde ise, ameliyat için kataraktın olgunlaşmasını beklemeye gerek yoktur.

Katarak’a son teknoloji ... FAKO’lu katarakt cerrahisinde, özel durumlar dışında, genel veya lokal anestezi yoktur. Hasta ameliyata sadece gözü uyuşturan damlalar koyularak hazırlanır. 4-5 kez koyulan bu damlalardan sonra ameliyat başlayabilir.

1. Aşama :

Hastanın gözüne 4-5 kez yüzeyi uyuşturan damla koyulur. Gözün şeffaf kısmı olan kornea ile beyaz bölümünü oluşturan skleranın birleştiği bölge katarakt ameliyatında ilk kesinin yapıldığı yerdir. Yaklaşık 3 mm’lik özel bir kesi ile gözün içine ulaşılır. Bu kesi yerinden gözün içine göz dokularını koruma özelliğine sahip jöle kıvamında bir madde doldurulur. Bu madde gözün içinde emniyetli çalışma olanağı sağlar. Gözün renkli kısmı olan irisin arkasında gözün merceği (lensi) bulunur (kesifleşince katarakt diye adlandırılan doku). Katarakt bir zar içinde bulunur. Kistotom aleti yardımıyla kataraktın zarının ön yüzünde yuvarlak bir pencere açılır.

2. Aşama :

Ortasında pencere açılan bu zar kataraktın çekirdeği (nükleus) ve kabuğundan (korteks) sıvı kullanılarak ayrılır. Özel bir enjektör ile zarın yan yüzlerinden arkaya verilen sıvı zarı diğer bölümlerden ayırır. Böylece katarakt kendi zarının içinde serbest bir hale gelmiş olur.

3. Aşama :

Kataraktın temizlenme işlemi başlar. İşlem sırasında kısaca FAKO denilen bir alet kullanılır. Bu alet ultrasonik güç yani ses dalgası gücünü kullanır. 2.7 mm’lik çapı olan bu alet kataraktı hem parçalar, hem bu parçaları içine emer, hem de boşalan bölgeyi doğala yakın bir sıvı ile doldurur.

4. Aşama :

Sert kataraktlarda ikinci bir alet yardımıyla çekirdeği kırma işlemi yapılır. Sert katarakt daha küçük parçalara kırılarak daha kolay temizlenmesi sağlanmış olur.

5. Aşama :

Kataraktın büyük parçası olan çekirdek temizlendikten sonra korteksin temizlenmesi işlemi yapılır. Bu doku zarın iç yüzeyine yapışık olan bir tür iç kabuktur. Kataraktın doğal zarının boş temiz bir torba haline gelmesi sağlanmış olur.

6. Aşama :

Gözün içi katarakttan temizlenmiştir. Emniyetli bir çalışma için yeniden jöle madde ile doldurulur. Bu madde kataraktın boşalttığı zarının içini doldurur.

7. Aşama :

Sıra suni göz içi lensini, çıkarılmış olan doğal lensin (katarakt) yerine yerleştirmeye gelmiştir. Özel bir maddeden yapılmış olan bu suni lens yumuşak olduğu için katlanabilmektedir. Suni lens, özel sistemlerle katlanarak 3 mm olarak hazırlanmış olan kesiden gözün içine sokulur ve daha sonrada doğal lensin zarının içine yerleştirilir. Ameliyat dikiş atılmadan tamamlanır. İstanbul Medipol Hastanesi GÖZ MERKEZİ’nde gerçekleştirilen katarakt ameliyatlarında, halk arasında ‘dikişsiz’ ya da ‘lazerli’ katarakt ameliyatı olarak da bilinen fakoemulsifikasyon (FAKO) tekniği kullanılır.

  • 15-20 dakika sürer, özel bir mikroskopla yapılır, hasta herhangi bir şey hissetmez.
  • 3.5 mm gibi küçük bir kesi aralığından yapılır, yani gözün bütünlüğü bozulmaz.
  • Ameliyat sonrası görme klasik cerrahiye göre çok daha net olur.
  • Operasyon sonrası daha hızlı iyileşme sağlanır.

Miyopi (uzağı görememe), hipermetropi (yakını görememe) ve astigmatizma (net görememe) gözün boyundaki ve şeklindeki normal dışı değişiklikler sonucu oluşur. Bu şekil bozukluğundan dolayı kornea ve mercekte kırılan ışık tam retinanın üzerine düşmez. Gözdeki bu kırılma kusurları gözlük ve kontakt lens kullanılarak giderilebildiği gibi Excimer Laser ve LASIK yöntemiyle de düzeltilebilmektedir.

Kolay, sessiz, stressiz... Üstelik de ağrısız!.. Excimer Laser ile miyop - hipermetrop - astigmat gibi kırma kusurlarının tedavisi, kuralları ve sonuçları belli olan güvenilir bir yöntem olarak tıp dünyasındaki yerini almıştır. 1980’li yıllardan bu yana milyonlarca kişi bu yöntemle tedavi olarak, sosyal, mesleki ve sportif alanlarda gözlük ve kontakt lens kullanımına bağlı yaşamış oldukları kısıtlamalardan kurtulmuştur. İstanbul Medipol Hastanesi’nde, Excimer Laser ile gerçekleştirilen ameliyatlar ve bu ameliyatlardan elde edilen yüksek başarı oranı yüz güldürmektedir.

Gözdeki kırma kusurları Excimer Laser adı verilen cihazla birkaç dakika gibi kısa bir sürede tedavi edilmektedir. Excimer Laser, ArF gazı kullanılarak 193nm dalga boyunda ultraviole ışık üreten ve korneada yapılması gereken düzeltmeye göre ışını kontrol eden, içinde gelişmiş bir bilgisayar bulunan laser cihazıdır. Üretilen ışığın özelliği, üzerine düştüğü yerdeki kornea dokusunun molekülleri arasındaki karbon bağlarını çözerek istenilen bölgede ve miktarda dokuyu ortadan kaldırmak suretiyle korneaya yeni şekil vermesidir. Bu sayede gözlük takmayı gerektiren kornea’daki şekil bozukluğu ortadan kalktığından, kişi gözlük veya lens kullanmadan net bir görüş elde eder.

LASIK kendi başına bir işlem olmayıp, Excimer Laser tedavisi sırasında kullanılan bir yöntemdir.

  • 1 dioptriden 12 dioptriye kadar miyop
  • 1 dioptriden 5 dioptriye kadar astigmat
  • 1 dioptriden 6 dioptriye kadar hipermetrop kırma kusurlarında uygulanabilir.
  • Tedavi olan göz iki gün süreli bantlı kalır.
  • Tedavinin birinci günü ağrı olabilir.
  • Yüksek dereceli bozukluklarda başarı oranı düşer.
  • Hasta tedavi sonrası gözü bantlanmadan gönderilir.
  • Tedavi sonrası hiç ağrı olmaz.
  • Yüksek dereceli bozukluklarda da başarılı sonuç alınır.
  • Her iki tedavinin de güvenirliliği tıp dünyası tarafından kabul edilmektedir.
  • Tedavi öncesi hasta hazırlık süresi 2-3 dakika, laser süresi ise 15-20 saniyedir.
  • Tedavi sonrası ileride gözde başka rahatsızlıklara sebep olmadıkları gibi, gözde oluşabilecek diğer rahatsızlıkların (göz tansiyonu, katarakt, retina hastalıkları vb.) tedavisine engel teşkil etmezler ve tekrar uygulanabilirler.

18 yaşından büyük, gözlerinde miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusuru olan ancak yapılacak muayene ve tetkikler sonucu uygun görülen herkes bu tedaviyi olabilir.

Excimer Laser tedavisi şimdiye kadar sadece göz numarası esas alınarak yapılmaktaydı. Buna göre tedavi yapıldığında tedaviden sonra hasta gözlükle ne kadar görüyorsa yine o kadar görebilmekteydi. Wavefront cihazı ise gözün tüm tabakalarını ölçmekte ve buna göre laser tedavisini yönlendirmektedir. Böylece her göze özel tedavi şeması çıkartılmakta ve mükemmel sonuçlar elde edilebilmektedir. Wavefront uygulaması sayesinde gözün tüm kusurları mükemmel bir şekilde düzeltilebilmektedir. Tedaviden sonra hastaların görme derecelerinde ciddi artışlar olmaktadır. Bu nedenle de Wavefront uygulamasına halk arasında kartal göz ismi verilmiştir.

Gözlük ve lenslerinizden kurtulmanız mümkün... Gözlük ya da lens kullanmadan dünyayı net göremiyor musunuz? Sabah yataktan kalkarken gözlük takmak zorunda olmamanın keyfini hatırlıyor musunuz? Kitap ya da gazete okurken, televizyon seyrederken, bilgisayar kullanırken eskisi gibi özgür müsünüz? Eğer tüm bunlara cevabınız hayır ise, siz de Lasik ile gözlük ya da lense bağımlı olmaktan kurtulup, sağlıklı gözlerle daha özgür bir hayat sürebilirsiniz. Lasik; miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi gözdeki kırılma kusurlarının tedavisinde tüm dünyada kullanılan yaygın bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde yıllardır bağımlısı olunan gözlük ve kontakt lensten kurtulmak mümkündür. Tedavi öncesi hasta hazırlık süresi 2-3 dakika, lazer süresi ise 15-40 saniyedir. Tedavi sonrası göze bandaj yapılmaz, ağrı, acı duyulmaz. Gözün normal anatomisi bozulmaz. Yüksek dereceli bozukluklarda da başarılı sonuçlar alınabilir. Güvenilir bir yöntemdir.

Gözlük ve lenssiz net bir görüş

Miyopi (uzağı görememe), hipermetropi (yakını görememe) ve astigmatizma (net görememe) gözün boyundaki ve şeklindeki normal dışı değişiklikler sonucu oluşur. Bu şekil bozukluğundan dolayı kornea ve mercekte kırılan ışık tam retinanın üzerine düşmez. Gözdeki bu kırılma kusurları gözlük ve kontakt lens kullanılarak giderilebildiği gibi Excimer Laser ve LASIK yöntemiyle de düzeltilebilmektedir. Excimer Laser&Lasik ile miyop - hipermetrop - astigmat gibi kırma kusurlarının tedavisi, kuralları ve sonuçları belli olan güvenilir bir yöntem olarak tıp dünyasındaki yerini almıştır. 1980’li yıllardan bu yana milyonlarca kişi bu yöntemle tedavi olarak, sosyal, mesleki ve sportif alanlarda gözlük ve kontakt lens kullanımına bağlı yaşamış oldukları kısıtlamalardan kurtulmuştur.

Kırma kusurları nasıl tedavi edilir?

Gözdeki kırma kusurları Excimer Laser adı verilen cihazla birkaç dakika gibi kısa bir sürede tedavi edilmektedir. Excimer Laser, ArF gazı kullanılarak 193nm dalga boyunda ultraviole ışık üreten ve korneada yapılması gereken düzeltmeye göre ışını kontrol eden, içinde gelişmiş bir bilgisayar bulunan laser cihazıdır. Lasik (laser in situ keratomileusis) ise, kendi başına bir işlem olmayıp Excimer laser tedavisi sırasında kullanılan bir yöntemdir. Laser cihazından üretilen ışığın özelliği, üzerine düştüğü yerdeki kornea dokusunun molekülleri arasındaki karbon bağlarını çözerek istenilen bölgede ve miktarda dokuyu ortadan kaldırmak suretiyle korneaya yeni şekil vermesidir. Bu sayede gözlük takmayı gerektiren kornea’daki şekil bozukluğu ortadan kalktığından, kişi gözlük veya lens kullanmadan net bir görüş elde eder.

Kimler tedavi olabilir?

  • 1 dioptriden 12 dioptriye kadar miyop
  • 1 dioptriden 5 dioptriye kadar astigmat
  • 1 dioptriden 6 dioptriye kadar hipermetrop kırma kusurlarında uygulanabilir.

Lasik’in avantajları:

  • Tedavi öncesi hasta hazırlık süresi 2-3 dakika, laser süresi ise 15-20 saniyedir.
  • Operasyon öncesinde gözler damla ile uyuşturulur.
  • Ağrı, acı duyulmaz.
  • Gözün normal anatomisi bozulmaz.
  • Gözlere bandaj yapılmaz.
  • Yüksek dereceli bozukluklarda da başarılı sonuç alınır.
  • Tedavi sonrası ileride gözde başka rahatsızlıklara sebep olmadıkları gibi, gözde oluşabilecek diğer rahatsızlıkların (göz tansiyonu, katarakt, retina hastalıkları vb.) tedavisine engel teşkil etmezler ve tekrar uygulanabilir.
  • Güvenilir bir yöntemdir.

Gözlerimiz tam karşıya bakarken birbirine paraleldir. Paralelliğin bozulmasına şaşılık (strabismus) denir.

Neden Oluşur?

Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar, havale veya göze ait hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilirler.

Çocuklarda Şaşılık

Şaşılık genellikle çocukluk çağında ortaya çıkar. Özellikle bebeklerde daha fazla olmak üzere şaşılıkların bir kısmı yalancı kaymadır. Yalancı kayma, göz kapaklarının ve göz kürelerinin yapısı veya optik eksenlerden birinin düzensizliği nedeniyle ortaya çıkan yanıltıcı bir görünümdür. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır. Bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımız ileri yaşlarda tedavisi çok zorlaşan sorunlarla karşılaşabilirler. Bu sorunların en önemlilerinden ikisi özellikle küçük yaşlarda ortaya çıkan ve erken teşhis durumunda başarıyla tedavi edilebilen ŞAŞILIK ve GÖZ TEMBELLİĞİ’dir. Erken teşhis edilemeyen ve tedavi uygulanmayan çocukların gözleri estetik problemin yanı sıra ömürboyu az görmeye mahkum olur. Bu nedenle, şaşılık şüphesi olan her çocuğun belirli bir yaşa gelmesi beklenmeden göz hekimine götürülmesi gerekir.

Ameliyat Ne Zaman Gereklidir?

Doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay - 1 yaş) ameliyat edilmesi gerekli kaymalardır. Kaymaların büyük çoğunluğu ise 2-3 yaş civarında ortaya çıkar ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebilir. Gözlük takıldığı halde düzelmeyen kaymalara ise cerrahi tedavi gerekir.

Göz Tembelliği Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Çocukluk çağı kaymalarındaki en önemli problem, genellikle tek bir gözün kayması nedeniyle ortaya çıkan göz tembelliğidir. Göz tembelliği en basit tanımıyla bir gözün az görmesidir. Görüntünün net oluşmaması sonucu beyindeki görme merkezi fonksiyonunu tam olarak yerine getiremez. Tedaviyle ne kadar erken başlanırsa başarı şansı o kadar yükselir. Çünkü 7-8 yaşlarından sonra göz tembelliğinin tedavisi yoktur. Tedavide, iyi gören göz belirli zamanlarda kapatılarak tembel gözün çalışması sağlanır. Göz tembelliğinin tedavisinde cerrahinin yeri yoktur.

Erişkin Yaşlarda Görülen Şaşılık ve Tedavisi

Erişkin çağda ortaya çıkan şaşılıklar ise göz hareketlerini yöneten sinirlerde çeşitli sebeplerle (travma, diabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, çeşitli enfeksiyonlar, tümörler veya zehirlenmeler) meydana gelebilir. Öncelikle nedene yönelik tedavi yapılmalıdır. Şaşılık tedavisinde gözlük kullanımının yanı sıra özel aletlerle yapılan ortopedik tedavi, kapama tedavisi, çeşitli damlalarla medikal tedavi ve cerrahi tedavi uygulanabilir.

Şaşılık Ameliyatı

Şaşılık ameliyatları çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyatların temel prensibi göz küresine yapışık kasların kuvvetinin azaltılması yada arttırılması veya yerlerinin değiştirilmesi esasına dayanır. İstanbul Medipol Hastanesi GÖZ MERKEZİ’nde; şaşılıkta erken tanı ve tedavi ile göz tembelliği önlenebilmekte, 3 boyutlu görme sağlanabilmektedir.

Retina dekolmanları-şeker ve hipertansiyona bağlı kanamalar Retina milyonlarca görme hücresinden oluşan gözün arka duvarıdır. Retinayı oluşturan görme hücreleri sinir lifleri ile görüntüleri beyine iletmek üzere görme sinirine ulaştırırlar. Dolayısıyla sağlıklı bir retina görme duyumuzun ana unsurudur. Retina hastalıkları; retina dekolmanları (yırtıklar), şeker hastalığına ve hipertansiyona bağlı retina kanamaları, göz içi yabancı cisimler, göz içi iltihapları ve doğumsal katarakttır.

Retina Dekolmanları (yırtıklar)

Retina dekolmanı, gözün retina tabakasının çeşitli nedenlerle yerinden ayrılmasıdır. Retina yırtıkları ise, retina tabakasında özellikle zayıf noktalarda yırtılma sonucu oluşur. Çeşitli sebepleri vardır. Retina yırtıkları retina dekolmanına sebep olabilirken, hastalar özellikle şimşek çakması ve kuş kanatı çırpmasından şikayet ederler. Bu önemli bir ipucudur. Hemen göz hekimine müracaat edilmelidir. Çünkü ancak erken müdahale ile iyi sonuç alınabilir. Retina dekolmanları en çok yüksek miyoplarda olur. Şeker hastalarının ileri göz bozulmalarında da dekolman gelişebilmektedir. Şeker ve Hipertansiyona Bağlı Retina Kanamaları Retinanın en büyük iki düşmanı şeker ve hipertansiyon hastalıklarıdır. Şeker ve hipertansiyon hastalıkları vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkiler ve en büyük etkiyi gözde meydana getirir. Şeker hastalığının gözde oluşturduğu probleme diabetik retinopati denir. Diabetik detinopati şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedenidir. Bu nedenle her şeker ve hipertansiyon hastası, şikayeti olsun olmasın 6 ayda bir düzenli göz muayenesi olmalıdır... Retina Hastalıklarında Dözenli Göz Muayenesi Önemlidir! Retinasında hiçbir problem olmayan hasta yılda bir kez, kısmi problemleri oluşmuş bir hasta -eğer doktoru daha erken çağırmamışsa- 6 ayda bir kez retina muayenesi olmalıdır. Bunun dışında görmede herhangi bir sıkıntı hissedildiği an hemen göz hekimi ile kontak kurulmalıdır. Retinada oluşan hastalıklar doğrudan görme duyumuzu tehdit ettiğinden erken teşhis, koruyucu tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi girişim hayati önem taşımaktadır.

Glokom, göz içi basıncının yükselmesiyle görme sinirinde oluşan tahribattır. Hiçbir belirti vermeyen sinsi bir hastalıktır ve ancak düzenli göz muayenesi esnasında yapılan ölçümler ile tespit edilebilir. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açar. İstanbul Medipol Hastanesi’nde hastalığın erken teşhisinde gelişmiş bilgisayar kontrollü cihazlar kullanılmaktadır. Cerrahi müdahalenin gerekli olduğu durumlarda ise ameliyatlar, gerekli donanıma sahip ameliyathanelerimizde yapılmaktadır.

Kimlerde Görülür?

  • Genellikle 45 yaş sonrasında,
  • Ailesinde glokom hastalığı olanlarda,
  • Şeker hastalarında,
  • Yüksek miyopisi olan hastalarda,
  • Uzun süre kortizon tedavisi altında olanlarda görülme riski daha yüksektir.

Teşhis Yöntemleri

En etkili teşhis yöntemi normal yıllık göz muayeneleri sırasında göz içi basıncının ölçülmesidir. Diğer teşhis yöntemleri; göz dibi muayenesi, bilgisayarlı görme alanı, NFA ve TopSS’dir.

Tedavi Yöntemleri

Hastalık hangi aşamada teşhis edilirse, hastalığın teşhis edildiği andaki göziçi basıncı değeri (göz tansiyonu) ve görme sinirindeki hasar derecesine göre tedavi şekli düzenlenir. Tedavinin esas amacı göziçi basıncını normal değerlerde tutarken, görme siniri ve dolayısıyla görme derecesini korumaktır. Glokomun bulunduğu devreye göre düzenlenecek tedavi sırasıyla; göz damlaları ve tablet, laser tedavisi ve cerrahi tedavidir.

Daha renkli ve daha rahat bakışlar için Günümüzde büyük oranda görme kusurlarını (miyopi, hipermetropi ve astigmatizma) düzeltmek için kullanılan kontakt lensler ayrıca estetik ve tedavi amaçlı da kullanılabilir. İstanbul Medipol Hastanesi Göz Merkezinde her türlü (renkli, yumuşak, sert, günlük-aylık disposible, UV korumalı, multi-focal -uzak yakın bir arada- FUN-A-TIC, yüksek astigmatlı) numaralı ve renkli lens uygulamaları uzman kadromuz tarafından yapılmaktadır.

Gözlüğe Göre Üstünlükleri

  • Nesneleri gerçek büyüklüğünde gösterir.
  • Daha geniş görüş alanı sağlar.
  • Yüzünüze ağırlık yapmaz.
  • Yağmurlu havalarda ıslanmaz.
  • Soğuktan sıcak ortamlara geçişte buğulanmaz.
  • Spor ve benzeri aktiviteleri kısıtlamaz.
  • Güneş gözlüğü ile de kullanılabilir.

Kontakt Lens Çeşitleri

  • Yumuşak KL : Miyopi ve hipermetropilerde kullanılır. Günlük, haftalık, aylık, (kullan-at), yıllık (konvansiyonel) formları vardır.
  • Yarı-Sert KL : Miyopi, hipermetropi ve astigmatizmalarda kullanılır. Ömrü yaklaşık 3 yıldır.
  • Torik KL : Astigmatizmalarda kullanılır. Yumuşak KL grubundadır. Kullan at ve renkli formları vardır.
  • Kullan at KL : Miyopi ve Hipermetropilerde kullanılır. Yumuşak lenslerdir. Ömrü 1 günden 1 aya kadar değişebilir. Renkli formları vardır.
  • Renkli KL : Miyopi ve hipermetropilerde estetik + optik amaçlı, kırma kusuru olmayan gözlerde ise estetik amaçlı kullanılır. Yumuşak lenslerdir. Kullan at formu vardır.

Kontakt Lens Alırken Dikkat! Gözünüze uygun olmayan kontakt lens problem çıkaracaktır. Bu nedenle hangi tür kontakt lensler olursa olsun, sadece kozmetik amaçlı dahi olsa, mutlaka doktor muayenesinden sonra alınmalıdır.

Göz ile ilgili her türlü ameliyatın 365 gün 24 saat yapılabildiği ameliyathanemizde, ameliyatların başarı ile sonuçlanmasını sağlayacak uzman bir kadro, gerekli donanım ve altyapı bulunuyor. Ameliyat olacak hasta, ameliyattan kısa bir süre önce hastaneye geliyor. Doktor muayenesinden sonra gerekli tetkikleri yapılıyor, son kontrolleri gözden geçiriliyor. Tüm hazırlıkları tamamlanınca ameliyathaneye alınıyor. Ameliyathaneye alınan hastanın, anestezi doktorunun da hazır bulunduğu bir ortamda genel ya da lokal anestezi ile göz ameliyatı gerçekleştiriliyor. Hasta, ameliyattan kısa bir süre sonra aynı gün taburcu edilebiliyor. İstanbul dışından gelen hastalar ise, istek dahilinde, aynı geceyi hastanede geçirebiliyor.

Görme kusurlarının tedavisinde sıklıkla tercih edilen yöntemler Lasik ve Intralaser ameliyatlarıdır. Bu yöntemlerde korneadan fleb dediğimiz ince bir doku yaprağı kaldırılarak ara yüzeye laser uygulandıktan sonra tekrar fleb yerine oturtulur. Açık yara söz konusu olmadığından oldukça konforlu bir ameliyattır. 12 dioptriden küçük miyopi, 6 dioptriden küçük hipermetropi ve 5 dioptriden küçük astigmat hastaları eğer göz yapıları uygunsa ve gebelik, diabet, kollajen-bağdokusu hastalıkları gibi sistemik problemleri yoksa Lasik ameliyatı olabilirler. Kornea kalınlığı Lasik için yeterli olmayan hastalarda Lasek, PRK gibi diğer laser teknikleri uygulanabilir. Laser cerrahisindeki teknolojik gelişmeler ile Intralaser yöntemi de bu alanda önemli bir yer edinmiştir. • Intralaser ameliyatının Lasik yönteminden farkı nedir? Lasik yönteminde korneadan fleb kaldırmak için mikrokeratom adı verilen otomatize bıçak sistemleri kullanılmaktadır. Laser cerrahisindeki en son teknolojik gelişme diyebileceğimiz ‘Intralaser’ sistemi sayesinde artık bu bıçakların yerini de laser almaktadır. Flebin laser ile oluşturulduğu bu yöntem Intralaser olarak adlandırılmaktadır. Intralaser yöntemi, ameliyatın güvenliğini daha da artırmakta ve kişiye özel fleb oluşturulmasına imkan tanımaktadır. Daha pürüzsüz bir flep elde edebildiğimiz bu yöntem; özellikle Wavefront ameliyatlarının başarısını daha da artırmaktadır. • Intralaser’in başka üstünlükleri var mı? Bu ileri teknolojiyi kullanarak cerrah sadece güvenli bir yöntemle flep oluşturmaz, aynı zamanda Intralaser sayesinde her hastaya ve hatta her göze göre ayarlanabilen uygun kalınlıkta, şekilde ve çapta, kişiye özel bir flep oluşturmak mümkün hale gelir. Oysa bunu klasik mekanik keratomlarla ayarlamak çok kolay değildir. • Günümüzde Intralaser’i hangi hastalara özellikle önermek gerekir? Intralaser’in, göz yapısı klasik Lasik tedavisine uygun hastalarda da daha üst düzeyde güvenlik ve konfor açısından tercih edilmesi mümkündür. Ancak, özellikle göz yapısı çukur, kapak aralığı dar veya küçük, kornea yapısı dik veya düz olan, düzensiz kornea yüzeyi olan hastalarda Intralaser tadavi doğru olacaktır. • Standart hasta grubunun Intralaser’i tercih etmesinin bir sebebi var mı? Klasik Lasik yönteminde birtakım risk faktörleri vardır. Klasik Lasik yönteminde metal kesici kullanıldığı için düzensiz kesi durumu, flep kırışıklıkları, istenmeyen kalınlıkta flep oluşumu, flepin tam yerine oturmaması gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Intralaser ise kesi lazer keratom ile yapıldığı için bu gibi risk faktörleri ortadan kalkabilmektedir. • Intralaser yeni bir yöntem mi? Ne zamandan beri Oftalmoloji alanında var? Intralaser’in asıl adı Femtosecond Laser Keratom’dur. Femtosecond saniyenin katrilyonda biri hızındadır. 1999 yılında bu laser teknolojisi Nobel kimya ödülünü kazandı. 2001 yılında da Intralaser Amerika’da FDA onayı alarak göz cerrahisinde kullanılmaya başlandı.